Siyasetin 2026 Denklemi: Zirvedeki Fark Daralıyor, Gelecek "Daha Çok Su Kaldırır" Siyasi Partiler ve Anketler ne diyor ?

2026 yılının Şubat ayı itibarıyla Türkiye siyaseti, sadece bir "erken seçim" polemiğine değil, aynı zamanda son on yılın en karmaşık stratejik denklemine sahne oluyor. Anketlerdeki oy kaymaları, ittifak içi dengeler ve yeni kurulan partilerin ulaştığı kritik eşikler, siyasetin matematiğini sil baştan yazıyor.

Bu çalışmayı hazırlarken, son birkaç haftamı yoğun iş tempomun içerisinde sadece rakamların değil, o rakamların arkasındaki "insan hikayelerinin" peşinde geçirmek üzere ve sonrası Anket tablolarına da baktığımda gördüğüm tek şey yüzdeler değildi; mutfağındaki enflasyonla dertleşen emeklinin, geleceğini liyakatte arayan gencin ve artık "ne o, ne bu" diyerek yeni bir yol bekleyen milyonların kararsızlığıydı.

Ortaya çıkan bu makale, bir masabaşı raporundan ziyade, sokağın nabzını tutan bir değerlendirme oldu. AK Parti’nin %34,8 ile liderliğini koruma refleksinin devam ettiği bir ortamda da ,

Siyasetin artık kemikleşmiş bloklardan ibaret olmadığını, asıl gücün "anlaşılmak isteyen" seçmende olduğunu gösteren bu analizi, içtenlikle dikkatinize sunuyorum.

AK Parti’nin Konsolidasyon Stratejisi

Anket verilerine göre AK Parti, %34,8 bandına oturarak birinci parti konumunda duruyor. Bu yükseliş, sadece bir "oy artışı" değil, stratejik bir tahkimatın sonucuda var aslında

Ekonomik dalgalanmalara rağmen AK Parti; savunma sanayii yatırımları ve bölgesel güç vizyonuyla, özellikle "devletin bekası" hassasiyeti taşıyan seçmeni kendi etrafında tutmayı başarıyor. İzlediği Strateji ve politikayı MHP üzerinden göğüsleyen Ak parti bu strateji ile aslında Seçmen kitlesinin dengesini ve nabzını Teşkilatı ve Belediyeleri ile elinde tutmayı başarıyor.

Ana muhalefet partisi CHP’nin %28,7 seviyelerinde kalması, iktidar bloğuna psikolojik bir üstünlük sağlıyor. CHP, yerel yönetimlerdeki gücünü genel siyasi dalgaya dönüştürme konusunda "erken seçim" söylemi dışında yeni bir hikaye yazmakta zorlanıyor. İktidarın izlediği politika ile köşeye sıkışan CHP Belediye Başkanları nezlinde de istediği performansı enerji yakalayamazken Rüşvet vb Belediye soruşturmaları ile aslında enerjisi başka noktalarda verilmiş durumda.

Şubat 2026'nın en önemli siyasi fenomeni ise kuşkusuz Yavuz Ağıralioğlu liderliğindeki Anahtar Parti;

Partinin ulaştığı %6,5 oy oranı, onu basit bir siyasi oluşumdan öte, sistemin "sigortası" ve "dengeleyicisi" haline getiriyor.

A Parti, AK Parti’den kopan ama CHP’ye gitmek istemeyen milliyetçi-muhafazakar seçmen ile İYİ Parti’den umduğunu bulamayan kitle için bir "çıkış kapısı" oldu.

Mevcut 50%+1 sisteminde %6,5, herhangi bir ittifakın kaderini tayin etmek anlamına geliyor gibi görünüyor.

A Parti, bu gücüyle ne Cumhur ne de Millet ittifakına tam eklemlenmeden, kendi ajandasını dayatabilen stratejik bir derinliğe ulaştı.

Anahtar Parti'nin %6,5'luk oy havuzu aslında bugünkü siyasi ortamda

Genç Milliyetçiler: Geleneksel yapılardan sıkılan ve dijital dünyada karşılık bulan yeni nesil milliyetçi seçmen, Ağıralioğlu’nun "akılcı ve liyakatli" söylemine yöneliyor.

Küskün Muhafazakarlar Ekonomik gerekçelerle AK Parti’den kopan ama kültürel kodları gereği CHP’ye mesafeli duran kitle,

A Parti’yi "makul bir sağ alternatif" olarak görmeye başlamış durumdalar.

Siyasetin kalbi büyük illerde atsa da, seçimin kaderi Anadolu’da şekilleneceğe benziyor .

2026 Şubat verileri, İç Anadolu ve Karadeniz hattında AK Parti ve MHP bloğunda bir miktar çözülme olduğunu, bu boşluğun ise doğrudan Anahtar Parti tarafından doldurulmaya başlandığını gösteriyor.

CHP ise sahil şeridindeki gücünü korurken, İç Anadolu'da "yerel yönetim başarıları" üzerinden bir sızma stratejisi izliyor. Ancak AK Parti’nin %34,8’lik liderliği, kırsal kesimdeki "istikrar" algısının hâlâ güçlü olduğunu kanıtlıyor.

DEM Parti %7,4 Bölgesel gücünü ve kilit pozisyonunu koruyor. Olası bir anayasa değişikliği veya erken seçim senaryosunda, taleplerini en yüksek perdeden dile getiren aktör olmaya devam ediyor.

MHP (%6,0): Cumhur İttifakı’nın ideolojik omurgasını temsil ederken, baraj sınırındaki oy oranıyla AK Parti ile olan kader birliğini sürdürüyor. Siyasi gelişmeler ve Genel Başkan Devlet Bahçelinin söylemleri tabanda karşılık bulmazken kopuşlarda bir okadar hızlı ve seçimin kaderini belirleyecek bir merkez de toplanıyora benziyor.

Yeniden Refah, Zafer ve İYİ Parti gibi yapılar, %3-5 bandındaki oy oranlarıyla büyük bloklardan kopan seçmenin geçiş durakları olarak dengeleri etkilemeye devam ediyor.

Bu partilerden kopuşlar yaşanırken ayakta durmaya çalışan bazı siyasi partiler de var

Yükselen ve Kritik Baraj Altı Partilerde zamana ve seçmen kitlesine dayanamıyor.

2026 yılı, İYİ Parti için bir toparlanma süreci olarak dikkat çekiyor olsada Güçlü ve karizmatik bir lider profil arayışları iyi partiyide yıpratmaya devam ediyor.

%4,9 seviyesindeki oy oranı, partinin merkez sağdaki boşluğu doldurma çabasının devam ettiğini gösteriyor.

Zafer Partisi (%3,3 - %3,7) Reaksiyoner Milliyetçilik tanımı ile Ümit Özdağ liderliğindeki Zafer Partisi, özellikle göçmen politikaları ve ekonomik milliyetçilik üzerinden %3,3 ile %3,7 arasında değişen bir tabana sahip. 2026 Şubat ayı itibarıyla "Ekim 2026’da erken seçim" çağrılarını en yüksek sesle dile getiren partilerden biri olan Zafer Partisi, özellikle genç seçmen ve seküler milliyetçiler arasında bir "protesto odağı" olarak kalıcılığını sağlıyor olsa da tabana ve teşkilat yapısında tabana yayılması nedeniyle sahada zayıflamada devam ediyor.

Yeniden Refah Partisi (%3,0) Muhafazakar Alternatif beklerken Bir anda gömlek değiştiren siyasiler nedeni ile yeniden refah bloğu yıpraytılmış durumda.

Fatih Erbakan yönetimindeki Yeniden Refah Partisi, %3,0 bandındaki oy oranıyla AK Parti’nin sağ kanadındaki en ciddi "kopuş" adresi olmayı sürdürürken 2026 ilkbaharı için erken seçim çağrısı yapan parti, "Milli Görüş" vurgusuyla özellikle dindar-işçi sınıfı üzerinde etkili bir muhalefet yürütmeyi hedeflesede iç sorunları Teşkilatlardaki Çatırdamaları söndürmeye çalışma yerine halı altına sürülmesi Seçim sathında kırılma yasayabilir durumda.

Geçelim Diğer Partilere "Küçük Ama Etkili" Gruplar aslında eklem etkisi ile sonucu etkileyebilecekler;

TİP (%1,2): Sol siyasetteki ses getiren eylemleriyle yerini koruyan TİP, özellikle büyükşehirlerdeki eğitimli genç nüfus üzerindeki etkisini sürdürüyor.

Saadet %2 ve Deva %1.5 Gelecek %0.8

Bu partiler %1 ile %2 arasındaki bantta kalarak, meclis içindeki grup dinamikleri üzerinden siyaset üretmeye çalışıyorlar.

Büyük Siyasi Parti Olmasada En büyük Blok

Kararsızlar Bloğu (%33) Seçmenlerin üçte biri hâlâ "bekle-gör" modundadır. Bu devasa kitle ikna edilmeden girilecek bir seçim, her iki taraf için de büyük bir iştah niteliği taşımaktadır. Aslında Türkiye'nin En Büyük "Hayalet" Partisi: Kararsızlardır.

Tahmini veriler ışığında büyüyen (%33,4)lük bir kesim var

Anket verilerinin en çarpıcı sonucu, hiçbir siyasi partinin tek başına ulaşamadığı %33,4 oranındaki kararsız seçmen kitlesidir. Bu kitle, siyasetin "sessiz çoğunluğu" olarak her iki blok için de hem en büyük fırsat hem de en büyük tehdit niteliğinde aslında.

Kararsızların büyük çoğunluğu, enflasyon ve alım gücü gibi reel ekonomik iyileşmeleri sandığa gitmek için şart koşmaktadır.

Mevcut ittifakların ötesinde somut ve liyakat odaklı bir "üçüncü yol" arayışı içindeler yalnız siyaset temelinde siyasilere ve teşkilat yapılarında ki güç savaşları ile yorulmuş kitleler izleme tarafında olmaya devam ediyor.

Anadolu’nun "Yeni Merkezinde" %10 Barajı ile doğan siyasi partiler var.

Anahtar Parti’nin %6,5 olan Türkiye genelindeki oy oranını çift hanelere taşıyacak durumları gözüküyor.

Anadolu’nun milliyetçi-muhafazakar aksındaki "arayan" seçmenden geliyor. Partinin %10 eşiğini aşması beklenen kritik iller şunlardır:

Trabzon ve Samsun

Yavuz Ağıralioğlu’nun hemşericilik bağı ve bölgedeki siyasi karşılığı, Karadeniz’i A Parti için en verimli saha halinde

AK Parti’nin %34,8'lik oy deposu olan bu bölgede, ekonomik gerekçelerle arayışa giren ancak CHP'ye mesafeli duran seçmen,

A Parti'yi "kendi evladı" olarak görüyor.

Trabzon ve Samsun’da partinin yerel etkisi

%12-14 bandına çıkma potansiyeli barındırıyor.

Kocaeli ve Sakarya Marmara Bölgesi’ndeki bu iki dev sanayi şehri, hem milliyetçi hassasiyetlerin yüksek olduğu hem de ekonomik daralmanın en çok hissedildiği merkezlerden buralarda MHP, İyi ve diğer partilerdende büyük kopuşlar ile katılımlar sürerken sahaya da bu hareketlilik siyasi meydanlara da yansımaya başladı.

İşçi ve esnaf kesimindeki "liyakat" talebi,

A Parti’nin "akılcı siyaset" söylemiyle örtüşüyor. Bu illerde İYİ Parti ve MHP’den kopan oyların %6,5'luk genel ortalamayı aşarak %10-11 seviyelerine ulaşması bekleniyor.

İç Anadolu Aksı: Ankara, Kayseri ve Konya

Ankara, partinin genel merkezi olmasının ötesinde, bürokratik ve milliyetçi seçmenin yoğunlaştığı bir merkez.

Kayseri ve Konya gibi AK Parti’nin kaleleri olarak bilinen illerde, Yeniden Refah Partisi ile girilen rekabetten sıyrılabilen bir A Parti, "devlet tecrübesi olan yeni yüz" imajıyla %9-10 bandını zorluyor.

Tâbi bunlar sosyolojik ve Seçmen psikolojisi ile de değişebilen durumlar.

Görünen o ki siyaset ve Ülkemiz Siyasi Partileri Daha Seçime Kadar Çok su Kaldırır.