Seyahat sırasında tüketilen şüpheli su ve yiyecekler, hijyen eksikliği ve bölgeye özgü enfeksiyonlar, tatil sonrası devam eden sağlık problemlerine yol açabiliyor. İshal, karın ağrısı, şişkinlik, gaz, bulantı ve açıklanamayan kilo kaybı gibi belirtiler uzun süre devam ederse bağırsak parazitleri düşünülmeli.
Bağırsak parazitlerinin rolü
Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özgür Kurt, Entamoeba histolytica, Giardia intestinalis, Cryptosporidium spp. ve Dientamoeba fragilis gibi parazitlerin seyahat sırasında olduğu kadar dönüş sonrası da bağırsak enfeksiyonlarına neden olabileceğini belirtiyor. Prof. Dr. Kurt, turist ishallerinde genellikle virüs ve bakterilerin akla geldiğini ancak bazı vakalarda paraziter etkenlerin bulunduğunu ve özellikle iki haftadan uzun süren ishallerde bu parazitlerin araştırılmasının önemli olduğunu vurguluyor.
Seyahat sonrası belirtilerin değerlendirilmesi
Prof. Dr. Özgür Kurt, seyahat öyküsünün sindirim sistemi yakınmalarının değerlendirilmesinde kritik olduğunu ifade ediyor. Tatilin bitmesine rağmen şikayetlerin sürmesi durumunda basit bir sindirim rahatsızlığı olarak geçiştirilmemesi gerektiğini belirten Kurt, su ve gıda kaynaklı enfeksiyonların, bölgenin hijyen koşullarının ve çevresel faktörlerin tatil sonrası bağırsak sorunlarının anlaşılmasında önemli ipuçları sunduğunu söylüyor. İshalin uzaması, tekrarlaması veya karın ağrısı, şişkinlik ve kilo kaybı gibi ek şikayetlerin eşlik etmesi halinde paraziter enfeksiyonların da değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Ayrıca nadiren parazit enfeksiyonlarının kabızlık şikayetiyle de ortaya çıkabildiği belirtiliyor.
Korunma önlemleri
Seyahat sırasında enfeksiyonların önlenmesinde alınacak basit tedbirlerin etkili olduğunu aktaran Prof. Dr. Kurt, bulaş yollarının bilinmesinin korunmanın ilk adımı olduğunu söylüyor. Su ve gıda güvenliğine dikkat etmek, elleri sık sık sabunlu suyla yıkamak ve gidilecek bölgenin sağlık risklerini önceden araştırarak gerekirse seyahat sağlığı danışmanlığı almak enfeksiyon riskini azaltabiliyor.
Su güvenilirliği konusunda emin olunmadığında kapalı ve güvenilir ambalajlı içme sularının tercih edilmesi, musluk suyunun içme ve diş fırçalamada kullanılmaması, içeceklere buz eklerken dikkatli olunması öneriliyor. Çünkü enfekte sular sadece içildiğinde değil, yemek hazırlanırken, meyve ve sebzeler yıkanırken, içeceklere buz eklenirken veya diş fırçalarken bile enfeksiyon riski oluşturabiliyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde 48 eyalette yaklaşık 20 bin kişide ishale yol açan siklospora parazitinin kaynağı olarak iyi yıkanmamış marul tüketimi gösterilmişti.
Gıda seçiminde de özen gösterilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Kurt, iyi pişirilmiş ve sıcak servis edilen yiyeceklerin tercih edilmesini, çiğ veya az pişmiş et, balık ve deniz ürünlerinden uzak durulmasını, pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerinin tüketilmemesini ve yıkanmamış çiğ sebze ve meyvelerin yenmemesini tavsiye ediyor. Sokak yiyeceklerinin tamamen yasaklanması gerekmediğini ancak hijyenik koşullarda hazırlanması ve iyi pişirilmiş olması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, el hijyeninin ihmal edilmemesi, yemeklerden önce ve tuvalet sonrası ellerin sabun ve suyla yıkanması, su ve sabuna erişimin olmadığı durumlarda ise en az yüzde 60 alkol içeren el antiseptiği kullanılması gerektiğini ifade ediyor.





