Kubilay Kaan Kundakçı’nın öldürülmesine ilişkin davanın 16 Ekim’deki duruşması öncesinde, iddianame ile savcılığın esas hakkındaki mütalaası arasındaki farklılıklar dikkat çekiyor. Aleyna Tutuş hakkında başlangıçta öldürmeye azmettirmeden ceza istenirken, mütalaada suçu bildirmemeden cezalandırma ve adli kontrolle tahliye talep ediliyor.
İstanbul Ümraniye’de 19 Mart 2026’da silahla vurularak hayatını kaybeden futbolcu Kubilay Kaan Kundakçı’ya ilişkin davada, mahkemenin değerlendirmesine sunulan iki savcılık belgesi bazı sanıklar bakımından farklı talepler içeriyor.
Cumhuriyet Savcısı U. imzalı 24 Nisan 2026 tarihli iddianame ile Cumhuriyet Savcısı F. imzalı 6 Ekim 2026 tarihli esas hakkındaki mütalaada; azmettirme, öldürmeye yardım etme ve suçluyu kayırma suçlamaları yönünden farklı değerlendirmeler bulunuyor.
Olay nasıl yaşandı?
Kundakçı, Ümraniye’de park hâlindeki bir araçta bulunduğu sırada silahla vuruldu. Ağır yaralanan genç futbolcu, kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.
Güvenlik kamerası görüntüleri, tanık anlatımları, telefon incelemeleri, iletişim kayıtları ve adli raporların değerlendirildiği soruşturmanın ardından 10 kişi hakkında dava açıldı. İddianame, Anadolu 27. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.
Ateş etmekle suçlanan Alaattin Kadayıfçıoğlu, soruşturma aşamasındaki savunmasında silahın boğuşma sırasında ateş aldığını ileri sürdü. Savcılık ise hem iddianamede hem esas hakkındaki mütalaada eylemi kasten öldürme kapsamında değerlendirdi.
Aleyna Tutuş için suç değerlendirmesi değişti
İddianamede, kamuoyunda Aleyna Kalaycıoğlu olarak tanınan Aleyna Tutuş ile annesi Zuhal Kalaycıoğlu’nun kasten öldürmeye azmettirme suçundan cezalandırılması istendi. Olay öncesindeki iletişim, konum paylaşımı ve olay yerine gidiş süreci, suçlamaya dayanak gösterilen hususlar arasında yer aldı.
6 Ekim tarihli mütalaada ise bu olayların azmettirme suçundan mahkûmiyet için yeterli kesinlikte delil oluşturmadığı değerlendirmesi yapıldı.
Mütalaada, Aleyna Tutuş ve Zuhal Kalaycıoğlu’nun Alaattin Kadayıfçıoğlu’nu öldürmeye yönlendirdiğini gösteren, her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve inandırıcı delil elde edilemediği belirtildi. Telefon görüşmeleri ve iletişim trafiğinde öldürmeye yönelik talimat veya yönlendirme bulunduğuna dair kesin delil olmadığı ifade edildi.
Savcı, Aleyna Tutuş’un eyleminin TCK 278/2 kapsamında suçu bildirmeme niteliğinde kaldığını belirterek bu suçtan cezalandırılmasını istedi. Tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak hükümle birlikte adli kontrol şartıyla tahliyesini talep etti.
Üç sanık hakkında beraat talebi
İddianamede Zuhal Kalaycıoğlu hakkında öldürmeye azmettirme, Bilal Kadayıfçıoğlu hakkında öldürmeye yardım etme, İzzet Yıldızhan hakkında ise suçluyu kayırma suçlamaları yöneltilmişti.
Esas hakkındaki mütalaada bu üç sanığın, üzerlerine atılı suçları işlediklerinin sabit olmaması gerekçesiyle CMK 223/2-e uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi istendi.
Yardım etme suçlaması da farklı değerlendirildi
Hüseyin Can Avci ve Mustafa Rece hakkında iddianamede kasten öldürmeye yardım etmeden ceza talep edilmişti.
Mütalaada ise sanıkların öldürme eylemine yardım etme kastıyla katıldıklarını gösteren yeterli kesin delil bulunmadığı belirtildi. Eylemlerinin olay sonrasında failin kaçmasına ve delillerin gizlenmesine yönelik olduğu değerlendirilerek, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme ve suçluyu kayırma suçlarından cezalandırılmaları talep edildi.
Son sözü mahkeme söyleyecek
İddianame ile esas hakkındaki mütalaa, ceza yargılamasının farklı aşamalarına ait belgeler. Dava açılması için yeterli görülen şüphe, mahkûmiyet için gereken ispat düzeyinden farklı olduğundan, savcılığın taleplerinin değişmesi tek başına usulsüzlük bulunduğu anlamına gelmiyor.
Dosyadaki temel değerlendirme farkı, bazı sanıkların öldürme suçuna iştirak ettiklerinin mevcut delillerle kanıtlanıp kanıtlanamadığı noktasında ortaya çıkıyor.
7 Ekim’deki duruşmada tutuklu sanıkların tutukluluk hâllerinin devamına karar verilerek yargılama 16 Ekim’e ertelendi. Savcılığın tahliye ve beraat talepleri henüz mahkeme kararı niteliği taşımıyor. Sanıkların hukuki durumuna ilişkin kararı mahkeme verecek.
Kubilay Kaan Kundakçı davasında iddianameden mütalaaya ne değişti?
İddianamede olay öncesindeki telefon görüşmeleri, konum paylaşımı ve olay yerine birlikte gidilmesi azmettirme iddiasıyla ilişkilendirilmişti. Mütalaada ise bu verilerin, öldürmeye yönelik talimatı veya ortak iradeyi her türlü şüpheden uzak biçimde ortaya koymadığı değerlendirildi.
Bu noktada açıklığa kavuşturulması gereken husus, değişikliğin yargılama sırasında elde edilen yeni delillerden mi, tanık anlatımlarında ortaya çıkan farklılıklardan mı, yoksa mevcut delillerin farklı değerlendirilmesinden mi kaynaklandığı. İddianamedeki çıkarımların hangilerinin duruşmalarda doğrulandığı, hangilerinin mahkûmiyet için yetersiz kaldığı, iki belge arasındaki farkın anlaşılması açısından önem taşıyor.
Aleyna Tutuş hakkında cezalandırma talebi tamamen ortadan kalkmış değil. Savcı, öldürmeye azmettirme yerine suçu bildirmeme suçundan ceza verilmesini ve tutuklu kaldığı süre dikkate alınarak hükümle birlikte adli kontrol şartıyla tahliyesini istiyor. Dolayısıyla tartışmanın merkezinde, cezalandırma talebinin tahliyeye dönüşmesinden çok, isnat edilen suçun ve buna bağlı taleplerin değişmesi bulunuyor.
Kundakçı’nın ailesinin duruşmada sanıkların tahliye edilmemesini istediği de kamuya yansıdı. Ailenin bu talebi karşısında, değişen hukuki değerlendirmenin dayanaklarının somut deliller üzerinden ortaya konulması önem taşıyor.
İddianame ile mütalaa arasındaki farklılık tek başına usulsüzlük göstergesi değil. Ancak bu farklılığın hangi delil ve gerekçelere dayandığı, yargılamanın anlaşılması bakımından temel soru olmayı sürdürüyor. Nihai değerlendirme ve karar mahkemeye ait.





