Prof. Dr. Harun Demirkaya, yazı dizisinin dördüncü bölümünde emeklilik sistemindeki istisnai ve ayrıcalıklı uygulamaları mercek altına alıyor; milletvekili ve seçilmişlere tanınan ayrıcalıklı emeklilikler, SGK’da eşitlik ilkesi, enflasyonun maaşlar üzerindeki etkisi, eşel mobil sistemi, bayram ikramiyeleri ve emeklilere yönelik kamusal desteklerin nasıl adil ve sürdürülebilir hale getirilebileceği ayrıntılı biçimde ele alınıyor.
EMEKLİLERİN SORUNLARI VE ÇÖZÜMLERİ (4)
Önceki üç yazımda Türkiye’de emeklilerin içinde bulunduğu mevcut durumu, emekli derneklerinin taleplerini ve emeklilik sistemindeki yapısal sorunları ele almıştım. Üçüncü yazıda ise, emeklileri yeniden refaha kavuşturabilecek çözüm önerileri üzerinde durmuştum.
Bu çerçevede;
devlet ve yönetim krizinin, sığınmacı ve kaçaklar sorununun, milli birlikte yaşanan zafiyetlerin ve tüm bunlardan doğrudan etkilenen, artık bir kriz değil buhran halini almış ekonomik çöküşün emekliler üzerindeki yıkıcı etkilerini irdelemiştim. Sekiz yılı aşan bu tablo, klasik anlamda bir ekonomik kriz değil, açık bir çöküştür.
Aynı yazıda; emeklilik reformu ihtiyacını, SGK çatısı altındaki kurumların yeniden ayrılarak özerk yapıya kavuşturulmasını, yaş koşullarını, asgari ücret düzeyine sıkışmış emekli maaşlarını ve maaşlar arasındaki yaklaşık 10 kata varan adaletsiz uçurumu değerlendirmiştim.
Bu yazıda ise emeklilerin sorunlarına ilişkin çözüm önerilerini sürdürmek istiyorum.
İstisnai ve Ayrıcalıklı Emeklilik Sorunu
Milletvekilliği bir meslek değildir.
Bakanlık, Cumhurbaşkanlığı ve hatta Belediye Başkanlığı gibi görevler de birer meslek değil, kişiye verilen birer onur görevidir.
Bu nedenle bu görevlere, ülkeye en fazla fayda sağlayabilecek kişilerin gelmesi hayati önemdedir.
Görev süresi boyunca seçilen kişilerin kamu adına yaptığı harcamaların, hatta belirli ölçülerde kişisel giderlerinin devlet tarafından karşılanmasına kimse itiraz etmez. Ancak sırf milletvekilliğinin veya seçimle gelinen makamların sağladığı istisnai emeklilik haklarından yararlanmak için bu görevlere talip olunuyorsa, ortada ciddi bir sorun vardır.
Ne yazık ki Türkiye’de gelinen nokta budur.
Bu nedenle milletvekili emekliliği derhal kaldırılmalıdır.
Çağdaş ülkelerde olduğu gibi, milletvekilliği, bakanlık ya da cumhurbaşkanlığı görevi sona erenler, görevleri süresince topluma gerçekten fayda sağlamışlarsa, zaten toplumun bir ferdi olarak yaşamaktan onur duyarlar.
Aksi halde kendini toplumdan soyutlayanlar, milletin temsilcisi olamaz.
Seçimle gelen herkes, diğer vatandaşlar gibi ödemiş olduğu prim ve gün sayısına göre, ait olduğu SGK sistemi içinde emekli olmalıdır. Burada eşitlik sağlanamazsa, hiçbir alanda eşitlik sağlanamaz.
“Balık baştan kokar” sözü tam da bu durumu anlatır.
Balık baştan kokmamalı; seçimle gelenler, çağdaş ülkelerde olduğu gibi topluma örnek olmalıdır.
Emeklilik Sistemine İlişkin Diğer Öneriler
Yıllar içinde yapılan düzenlemeler, benzer koşullarda emekli olanlar arasında ciddi farklar yaratmıştır. Bu nedenle eski-yeni emekli ayrımını ortadan kaldıracak, tek ve adil bir emeklilik sistemi oluşturulmalıdır. Bu da kapsamlı bir reformu zorunlu kılmaktadır.
Yeni yasal düzenlemeler yapılırken, mevcut çalışanların kazanılmış hakları mutlaka korunmalıdır. Kişi işe başladığında, hangi koşullarla emekli olacağını bilmeli; oyun oynanırken kural değiştirilmemelidir.
SGK sisteminde yüksek prim ödeyen ve uzun süre çalışanlar, daha yüksek emekli maaşı ile teşvik edilmelidir.
En düşük emekli aylığı ise açlık sınırının üzerinde belirlenmelidir. Bunun altına düşen maaşlar, sosyal devlet ilkesi gereği hazineden tamamlanmalıdır.
Devlet halkını kandırmaz.
Devletin verileri doğru, şeffaf ve güvenilir olmalıdır.
Bugün emekli maaşlarının erimesinin en büyük nedenlerinden biri, gerçeği yansıtmayan enflasyon hesaplamalarıdır. Maaş artışları, bilimsel kuruluşlarca kabul edilen gerçek enflasyon + refah payı üzerinden yapılmalı; bu da yetmezse seyyanen zam gündeme gelmelidir. Gerçekleşen enflasyon yerine beklentiye göre zam yapılmasından vazgeçilmelidir.
Yüksek enflasyon dönemlerinde, 2002 öncesinde uygulandığı gibi eşel mobil sistemi yeniden devreye alınmalıdır. Bu sistem, çalışanları ve emeklileri hayat pahalılığı karşısında korumanın en etkili yoludur.
Bayram ikramiyeleri, artık kazanılmış bir haktır.
Her emekliye yılda iki kez ve en az yarımşar maaş tutarında ödenmelidir.
Emeklilere Yönelik Kamusal Destekler
En düşük maaşla geçinmeye çalışan dul ve yetimler için, YURT-KUR burslarına ek olarak karşılıksız eğitim bursları sağlanmalıdır.
65 yaş üstü vatandaşlar için sağlıkta hızlı randevu hattı oluşturulmalı; muayene, ilaç ve tetkik katkı payları azaltılmalı, mümkünse tamamen kaldırılmalıdır.
Konutu olmayan emekliler için belediyeler ve TOKİ iş birliğiyle, düşük taksitli ya da kiralık sosyal konut projeleri hayata geçirilmelidir.
Elektrik, su, doğalgaz, ulaşım ve kültürel faaliyetlerde emeklilere indirimler sağlanmalı; belediyeler emekli bakımevleri, sosyal tesisler ve hobi merkezleri kurmalıdır.
Evde bakım ve psikolojik destek hizmetleri yaygınlaştırılmalı, yaşlı bireylere bakan aileler desteklenmelidir. Üniversitelerle iş birliği yapılarak emeklilere yönelik yaşam boyu eğitim programları açılmalıdır.
İyi yönetilen SGK fonları sayesinde, emeklinin insanca yaşayabileceği bir maaşa ulaşması mümkündür. Böyle bir durumda, bugün politik bir araç haline getirilen indirim ve desteklerin büyük bölümüne de gerek kalmayacaktır.
Olmazsa olmaz olan şudur:
Emekli, aylığıyla geçinebilecek düzeyde bir gelire kavuşturulmalıdır.
Devam edecek…
Prof.Dr. Harun Demirkaya