Dr. Öğr. Üyesi Hasan Hacıosman, fazla tuz tüketiminin hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları, böbrek sorunları ve karaciğer sağlığı açısından önemli riskler taşıdığını vurguladı. Günlük beslenmede alınan tuz miktarının bilinçli şekilde azaltılmasının kronik hastalıkların önlenmesinde etkili bir adım olduğunu söyledi.
Tuzun Sağlık Üzerindeki Etkileri
Hacıosman, Dünya Sağlık Örgütü'nün yetişkinlerin günlük tuz tüketimini 5 gramın altında tutma önerisini hatırlatarak, bu miktarın sadece yemeklere eklenen tuzu değil, ekmek, peynir, zeytin, şarküteri ürünleri ve hazır gıdalardan alınan tuzu da kapsadığını belirtti. Tuzun temel bileşeni sodyumun vücutta sıvı dengesini düzenlediğini ancak aşırı alımının sıvı tutulmasına ve kan basıncının yükselmesine yol açtığını ifade etti. Yüksek tansiyonun kalp krizi, inme ve diğer kalp-damar hastalıkları için önemli bir risk faktörü olduğunu aktardı.
Böbrek ve Karaciğer Sağlığına Etkileri
Böbreklerin su ve elektrolit dengesinin korunmasında rol oynadığını, fazla sodyumun böbrekler üzerindeki yükü artırabileceğini söyleyen Hacıosman, özellikle kronik böbrek hastalığı olanların tuz tüketimini kontrol altında tutmasının önemine dikkat çekti. Ayrıca, yağlı karaciğer hastalığının sadece fazla kilo ve metabolik sorunlarla değil, normal kilodaki kişilerde de gelişebileceğini belirtti. Eylül 2026'da yayımlanan bir deneysel çalışmaya atıfta bulunan Hacıosman, yüksek tuzlu diyetin obez olmayan farelerde karaciğer metabolizmasını etkileyerek iltihaplanma ve fibrozis süreçlerini tetikleyebildiğini söyledi. Ancak bu bulgunun insanlarda aynı şekilde geçerli olup olmadığının araştırılması gerektiğini ekledi.
Tuz Tüketiminin Azaltılması İçin Öneriler
Tuz alımını azaltmak isteyenlerin sadece yemeklere eklenen tuza değil, hazır ve işlenmiş gıdalardaki tuza da dikkat etmesi gerektiğini belirten Hacıosman, ekmek, peynir, zeytin, turşu, şarküteri ürünleri, hazır çorbalar, paketli atıştırmalıklar ve sosların günlük tuz miktarını artırabileceğini dile getirdi. Tuz miktarının kademeli olarak azaltılması, yemek masasında tuzluk bulundurmamak, yemeğin tadına bakmadan tuz eklememek, paketli ürünlerin tuz ve sodyum içeriklerini karşılaştırmak, hazır ürün tüketimini sınırlamak ve yemeklere limon, sarımsak ile baharat eklemek gibi yöntemlerin tuz tüketimini düşürmeye yardımcı olabileceğini söyledi. Kaya, deniz ve Himalaya tuzlarının da temel bileşeninin sodyum klorür olduğunu, bu nedenle tuz çeşidinin değiştirilmesinin aşırı sodyum alımının risklerini ortadan kaldırmadığını ifade etti. Potasyum içeren düşük sodyumlu tuzların bazı kişiler için alternatif olabileceğini ancak böbrek hastalığı olanlar ve potasyum düzeyini etkileyen ilaç kullananların bu ürünleri doktor önerisi olmadan kullanmaması gerektiğini vurguladı. Ayrıca iyotlu tuz kullanımının iyot alımının desteklenmesi açısından önemli olduğunu belirtti.
Genel Sağlıklı Yaşam Önerileri
Hacıosman, kronik hastalıkların önlenmesinde sadece tek bir besin veya alışkanlığa odaklanmak yerine genel yaşam tarzının değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Dengeli beslenme, düzenli egzersiz, sağlıklı vücut ağırlığının korunması, sigara kullanılmaması ve kan basıncı, kan şekeri ile kolesterol düzeylerinin düzenli takibinin temel unsurlar olduğunu aktardı. Ayrıca, kronik hastalığı olanların ilaçlarını önerildiği şekilde kullanması ve düzenli doktor kontrollerini aksatmaması gerektiğini belirtti. Tuz tüketiminin azaltılmasının bu önlemleri tamamlayan önemli bir adım olduğunu ifade etti.





