İstanbul Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Hematoloji Uzmanı Uzm. Dr. Özlem Candan, lenfomanın farklı biyolojik özelliklere sahip birçok alt tipten oluştuğunu belirterek, doğru tanının tedavi sürecinin en kritik aşaması olduğunu vurguladı.
Lenfomanın çeşitliliği ve belirtileri
Candan, lenfomaların bazı türlerinin yavaş seyrettiğini, bazılarının ise hızla ilerleyebildiğini ifade etti. Hastalığın B veya T hücreli olması, alt tipi ve moleküler özelliklerine bağlı olarak tedavi yöntemlerinin değişiklik gösterebildiğini söyledi. Bazı hastalarda sadece düzenli takip yeterliyken, diğerlerinde kemoterapi, hedefe yönelik ilaçlar veya hücresel tedaviler uygulanabiliyor.
Boyun, koltuk altı ve diğer bölgelerde görülen lenf bezi büyümelerinin endişe yaratabildiğini belirten Candan, enfeksiyonların da lenf bezlerinde büyümeye yol açabileceğini hatırlattı. Özellikle birkaç hafta içinde küçülmeyen, giderek büyüyen lenf bezlerine ateş, gece terlemesi veya istemsiz kilo kaybı gibi belirtilerin eşlik etmesi durumunda doktora başvurulması gerektiğini söyledi. Ancak bu belirtilerin tek başına lenfoma anlamına gelmediğinin altını çizdi.
Tanı süreci ve tedavi yöntemleri
Lenfoma tanısında kan testleri ve görüntüleme yöntemlerinin önemli bilgiler verdiğini ancak kesin tanı için genellikle doku incelemesine ihtiyaç duyulduğunu belirten Candan, doğru yapılan biyopsinin hastalığın varlığını ve alt tipini belirlemede kritik olduğunu ifade etti. PET/BT görüntülemelerinde görülen her tutulumun kanser anlamına gelmediğini, enfeksiyon ve inflamasyonun benzer görüntüler oluşturabileceğini söyledi. Sonuçların hastanın öyküsü, muayenesi, kan testleri ve gerektiğinde biyopsi ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini aktardı.
Tedavide kemoterapinin önemini koruduğunu belirten Candan, günümüzde monoklonal antikorlar, hedefe yönelik ilaçlar, bispesifik antikorlar ve CAR-T gibi hücresel tedavilerin de kullanıldığını anlattı. Özellikle dirençli veya tekrarlayan lenfoma türlerinde bu gelişmelerin yeni seçenekler sunduğunu söyledi. CAR-T tedavisinde hastanın kendi T hücrelerinin laboratuvarda kanser hücresindeki belirli hedefleri tanıyacak şekilde programlanarak çoğaltıldığını ve ardından hastaya verildiğini ifade etti.
Takip ve tedavi planlaması
Her lenfoma tanısının hemen tedavi gerektirmediğini belirten Candan, bazı türlerin yıllarca yavaş ilerleyebildiğini ve uygun hastalarda 'bekle-gör' yaklaşımının uygulanabildiğini söyledi. Bu yöntemin hastayı tedavisiz bırakmak anlamına gelmediğini, düzenli muayene ve tetkiklerle takip yapıldığını, ihtiyaç halinde tedaviye başlandığını vurguladı.
Tedavinin sadece hastalığı kontrol altına almakla sınırlı olmadığını, kalp sağlığı, doğurganlığın korunması, tedavilerin uzun vadeli etkileri ile hastaların sosyal ve psikolojik durumlarının da tedavi planlamasında dikkate alındığını kaydetti. Vatandaşlara, 'Paniğe kapılmamak ancak geçmeyen lenf bezlerini ihmal etmemek' çağrısında bulunan Candan, hastaların sorularını hematoloji uzmanlarıyla paylaşmaları ve tedavi sürecinde güvene dayalı iletişim kurmalarının önemine işaret etti.




