Psikiyatri Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Hamdi Örüm, 10 Ekim Dünya Ruh Sağlığı Günü kapsamında yapay zeka destekli sohbet uygulamalarının duygusal destek için kullanımına ilişkin uyarılarda bulundu. Örüm, bu uygulamaların bilgi almak ve kişisel sorunları paylaşmak için tercih edildiğini, ancak ruh sağlığı sorunlarının değerlendirilmesinde profesyonel desteğin önemini vurguladı.
Yapay Zekanın Sınırlamaları
Örüm, yapay zeka uygulamalarının 7/24 erişilebilir olması, yargılanma korkusu olmadan iletişim kurulabilmesi ve hızlı yanıt vermesinin kullanıcılar için cazip olduğunu belirtti. Özellikle yalnızlık, kaygı veya sosyal paylaşım zorluğu yaşayan bireylerin yapay zekayı destek noktası olarak gördüğünü ifade etti. Ancak, yapay zekanın ruhsal hastalıkları değerlendirecek klinik yetkinliğe sahip olmadığını söyledi. 'Yapay zeka, yazılanlara uygun yanıtlar verebilir ancak bu, kişinin ruhsal durumunun doğru şekilde değerlendirildiği anlamına gelmez' diyen Örüm, depresyon ve kaygı bozuklukları gibi hastalıkların sadece birkaç soruya verilen cevaplarla teşhis edilemeyeceğini belirtti. Yanlış yönlendirmelerin, kişinin profesyonel yardıma ulaşmasını geciktirebileceğini aktardı.
Sosyal İlişkiler ve Ruh Sağlığı
Örüm, sosyal ilişkilerinde zorluk yaşayanların yapay zeka ile yoğun iletişiminin gerçek sosyal bağlardan kopma riskini artırabileceğine dikkat çekti. İnsanların anlaşılma, dinlenme ve duygularını paylaşma ihtiyacının karşılıklı etkileşim, güven ve empati gerektirdiğini vurguladı. Sadece yapay zekaya sorunlarını anlatan kişilerin, zamanla insanlarla iletişimden kaçınmasının yalnızlık hissini derinleştirebileceğini ifade etti. Bu nedenle teknolojinin gerçek sosyal ilişkilerin yerini almaması gerektiğini belirtti.
Yapay Zeka Destekli Uygulamaların Rolü
Stres yönetimi, duygu takibi ve ruh sağlığı bilgilendirmesi gibi alanlarda yapay zeka uygulamalarının destekleyici olabileceğini ancak bunların profesyonel tedavinin alternatifi olmadığını söyleyen Örüm, psikiyatrik hastalıkların kişinin yaşam öyküsü, aile ve sosyal çevresi, fiziksel sağlığı ve günlük yaşamındaki değişiklikler gibi çok yönlü değerlendirmeler gerektirdiğini dile getirdi.





