1799 yılında ABD'nin Kuzey Carolina eyaletindeki Cabarrus County bölgesinde yaşayan 12 yaşındaki Conrad Reed, Little Meadow Creek adlı dere kenarında oyun oynarken büyük ve ağır bir taş fark etti. Sarımtırak görünümüyle diğer taşlardan ayrılan yaklaşık 7,7 kilogram ağırlığındaki bu kaya parçasını eve götürerek babası John Reed'e gösterdi.
Taşın Değeri Anlaşılamadı, Kapı Takozu Olarak Kullanıldı
Çiftçilikle geçinen John Reed, oğlunun getirdiği taşın değerini fark edemedi ve aile, bu taşı evde kapı takozu olarak üç yıl boyunca kullandı. 1802'de John Reed, tarım ürünlerini satmak için gittiği Fayetteville kentinde taşı bir kuyumcuya gösterdi. Kuyumcu, taşın büyük bir altın külçesi olduğunu belirledi.
Altın Değeri Düşük Fiyata Satıldı ve Altın Arama Başladı
John Reed, taşı yaklaşık bir haftalık çiftçilik gelirine denk gelen 3,50 dolara satmayı teklif etti ve kuyumcu bu fiyatı kabul etti. Bu olayın ardından Reed, bölgedeki diğer değerli madenleri araştırmaya başladı. 1803 yılında üç kişiyle ortaklık kurarak arazisinde altın arama faaliyetlerine başladı.
Büyük Altın Külçesi ve Altına Hücumun Başlangıcı
1804 yılında Reed'in madeninde çalışan köleleştirilmiş bir çocuk olan Peter, yaklaşık 12,7 kilogram ağırlığında yeni bir altın külçesi buldu. Kuzey Carolina Eyaleti Tarihi Alanlar Dairesi kayıtlarına göre bu külçe, Reed Altın Madeni'nde bulunan en büyük altın parçası oldu. Bu keşifler, bölgedeki altın arama faaliyetlerinin hızla yayılmasına yol açtı ve ABD'deki ilk altına hücumun başlangıcı kabul edildi. Başlangıçta dere yataklarından çıkarılan altın, zamanla yer altındaki kuvars damarlarında da bulunmaya başladı. 1831 yılında Reed'in arazisinde yer altı madenciliğine geçildi.




