Marmara Denizi'nin Adalar hattında son günlerde art arda meydana gelen mikrodepremler, bölgedeki deprem hareketliliğine ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdı. Jeoloji Yüksek Mühendisi ve akademisyen Prof. Dr. Okan Tüysüz, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, her büyük depremin ardından artçı sarsıntıların olmasının doğal olduğunu ancak öncü depremlerin kesin olarak tespitinin mümkün olmadığını belirtti.
Adalar Fayı ve Mikrodeprem Aktivitesi
Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) verilerine göre, İstanbul'un Adalar Fayı yakınlarında büyüklükleri en fazla 3,2 olan mikro depremler peş peşe kaydedildi. Prof. Dr. Tüysüz, bu küçük çaplı sarsıntıların fayın aktif olduğunu gösterdiğini ancak bunun büyük bir depremin habercisi olarak yorumlanmaması gerektiğini vurguladı. Tüysüz, 'Her büyük depremin arkasından artçı depremler olur ancak her büyük depremden önce öncü deprem olmaz' ifadelerini kullandı.
Deprem Öncesi Tahminlerin Zorlukları
Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan da sosyal medya aracılığıyla yaptığı paylaşımda, Marmara Denizi'nde özellikle Büyükada'nın güneybatısında gözlenen deprem hareketliliklerine dikkat çekti. Ercan, bu hareketliliğin bazı çevrelerce İstanbul'da yaklaşan büyük bir depremin öncüsü olarak yorumlanmasının halkta gereksiz bir tedirginlik yarattığını söyledi.
Ercan, deprem tahminlerinin sadece küçük sarsıntıların sayısı ve konumuna bakılarak yapılamayacağını, bunun için bölgedeki birçok fiziksel parametrenin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca, Kuzey Marmara'da 7-10 kilometre derinlikte iki büyük deprem beklendiğini, kırılmanın yatay bileşeninin 1,5-2 metre, düşey bileşeninin ise yaklaşık 1 metre olduğunu belirtti.
Deprem Riskinin Zaman Çerçevesi
Prof. Dr. Ercan, olası tsunami dalga yüksekliğinin 2,5 metreden fazla olmayacağını ve büyük depremin en erken 2045, en olası 2075 yıllarında gerçekleşebileceğini, ancak bu sürecin 2150 yılına kadar uzayabileceğini kaydetti. Bu açıklamalar, bölgedeki deprem riskinin uzun vadeli bir perspektifle değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koydu.
Uzman Görüşleri ve Bekleyiş
Her iki uzman da mikrodepremlerin fayın aktifliğini gösterdiğini ancak bu hareketliliğin büyük bir depremin kesin göstergesi olmadığını belirtti. Prof. Dr. Tüysüz, gelişmelerin takip edilmesi gerektiğini ve deprem öncüleri konusunda kesin yargıya varmanın mümkün olmadığını ifade etti. Bu açıklamalar, İstanbul ve çevresinde yaşayanların deprem konusunda bilinçli ve hazırlıklı olmalarının önemini bir kez daha vurguladı.
Uzmanların değerlendirmeleri, Marmara Bölgesi'nde deprem riskinin sürekli izlenmesi ve bilimsel veriler ışığında kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi gerekliliğini ortaya koyuyor. Gelişmeler yakından takip ediliyor.





