Prenses Diana, 31 Ağustos 1997’de Paris’te meydana gelen kazada, 36 yaşındayken hayatını kaybetti. Arabayı kullanan şoför Henri Paul ve yanındaki arkadaşı Dodi Fayed de kazada yaşamını yitirdi. Otomobil, Fransa’nın başkenti Paris’teki Pont de l'Alma tünelinde kaza yaptıktan sonra acil servisler olay yerine hızla intikal etti.
Bölgeye ilk ulaşanlardan biri de itfaiyeci Xavier Gourmelon’du. Diana’yı ilk gördüğünde kim olduğunu bilmeyen Gourmelon, arka koltukta oturan “sarışın kadının” bilincinin açık olduğunu ve konuşabildiğini fark etti.
Gourmelon, The Sun gazetesine verdiği röportajda o anları şöyle anlattı:
“Kalbini masajla çalıştırmaya başladım ve birkaç saniye içinde yeniden nefes aldı. Ambulansa taşındığında hala hayattaydı ama hastanede yaşama veda etti. Bu beni çok üzdü. O gece yaşananlar hala aklımdan çıkmıyor.”Paris’teki Pitié-Salpêtrière Hastanesi’ne kaldırılan Diana, tüm çabalara rağmen sabaha karşı yaşama gözlerini yumdu.
Prenses Diana’nın ölümü, dünya çapında milyonlarca insanı derinden etkiledi. On binlerce kişi, Prenses’in Londra’daki evi Kensington Sarayı önünde toplanarak çiçekler bırakıp gözyaşı döktü.
Tarihçi Ed Owens, Diana’nın halk üzerindeki etkisini “Kendisini bir gecede yitirmek, üstelik bu kadar genç yaşta, böyle trajik bir şekilde… Pek çok insan için bu gerçekten büyük bir şoktu” sözleriyle anlatmıştı.
11 yaşındaki küçük piyaniste, İngiltere'den büyük övgü!
Kraliyet ailesinde ülkeyi sallayan 'tecavüz' skandalı! Prens, suç makinesi çıktı