Dr. Konur, hastalığın başlangıcında ateş, halsizlik, huzursuzluk ve iştahsızlık gibi belirtilerin görüldüğünü, ardından ağız içinde ağrılı kırmızı lezyonların oluştuğunu söyledi. Bu yaralar çocukların yutkunmasını zorlaştırarak beslenme ve sıvı alımını olumsuz etkileyebiliyor. Ayrıca ateşin başlamasından bir iki gün sonra avuç içi, ayak tabanı ve bazen kalça ile diz bölgelerinde kırmızı, içi sıvı dolu kabarcıkların ortaya çıktığını belirtti.
Hastalığın yüksek bulaşıcılığına dikkat çeken Dr. Konur, virüsün tükürük, balgam, burun akıntısı, kabarcık sıvısı ve dışkı yoluyla bulaşabildiğini, özellikle kreş, anaokulu ve oyun alanlarının riskli ortamlar olduğunu vurguladı. Tedavide ise antibiyotiklerin etkili olmadığını, amaçlarının şikayetleri hafifletmek ve çocuğun konforunu sağlamak olduğunu kaydetti. Ağız yaraları nedeniyle sıvı alımının azalabileceğini belirten Dr. Konur, bol sıvı tüketimi, ılık veya soğuk gıdaların tercih edilmesi gerektiğini, asitli ve baharatlı yiyeceklerden kaçınılmasını önerdi. Ayrıca ateş düşürücü ve ağrı kesicilerin hekim kontrolünde kullanılabileceğini, ağız içi yaralar için ağrı hafifletici sprey veya jellerin reçete edilebileceğini ifade etti.
Kaynak: RSS




