Yedisinde Neyse Yetmişinde Odur… Gerçekten mi?

İnsan gerçekten değişir mi, yoksa zaman sadece içindeki gerçeği mi ortaya çıkarır? Tükay Öztürk, yıllardır doğru kabul edilen 'Yedisinde neyse yetmişinde odur' sözünü psikoloji, yaşam deneyimleri ve insan doğası üzerinden sorgulayarak okuru kendi yargılarıyla yüzleşmeye davet ediyor.

Abone Ol

“Yedisinde neyse yetmişinde de odur.”

Bu sözü hayatımız boyunca kaç kez duyduk kim bilir. Eskiden kulağa çok mantıklı gelirdi. İnsan değişmezdi, karakter aynı karakterdi. Sonra hayat çıktı sahneye ve ezberler bozulmaya başladı.

Bir bakıyorsunuz yıllarca tanıdığınızı sandığınız biri, hiç beklemediğiniz bir davranış sergiliyor. Bir başkası ise en zor zamanında öyle bir olgunluk gösteriyor ki, “Ben bu insanı hiç tanıyamamışım.” diyorsunuz. O zaman ister istemez şu soru geliyor akla: Değişen insan mı, yoksa bizim onu tanıma biçimimiz mi?

Son zamanlarda toplum olarak bunun örneklerini sık yaşıyoruz. Yıllarca güven duyulan, örnek alınan, alkışlanan insanlar bir olayla bambaşka tartışmaların merkezine oturabiliyor. Kimi zaman kişinin kendi yaptığı açıklamalar, kimi zaman ortaya çıkan bilgiler, insanların zihninde büyük bir hayal kırıklığı oluşturuyor. Asıl ilginç olan ise olayın kendisinden çok bizim tepkimiz. Bir anda ya tamamen göklere çıkarıyoruz ya da tamamen yerin dibine sokuyoruz.

Belki de en büyük hatamız, insanları kusursuz sanmak.

Oysa psikoloji bize şunu söylüyor: İnsan tek renkten oluşmuyor. Aynı kişi hem yardımsever olabilir hem de ciddi hatalar yapabilir. Hem çok başarılı olabilir hem de hayatının başka bir alanında büyük yanlışlar yapabilir. Bu çelişki bize tuhaf geliyor ama aslında insanın doğasında var.

Peki ya değişim?

Bilim, beynin yaşam boyu yeni bağlantılar kurabildiğini söylüyor. Büyük kayıplar, hastalıklar, boşanmalar, ebeveyn olmak, göç etmek, hatta bazen tek bir olay bile insanın düşünme biçimini değiştirebiliyor. Buna karşılık kişiliğin bazı temel özellikleri de yıllar boyunca büyük ölçüde korunabiliyor.

Demek ki o meşhur söz ne tamamen doğru ne de tamamen yanlış.

İnsan özünü sıfırdan yazamıyor belki ama yaşadıklarıyla kendini yeniden şekillendirebiliyor.

Galiba yaş aldıkça değişen ilk şey insanın bakışı oluyor. Eskiden söylenen sözlere daha çok inanırken zamanla davranışlara bakmayı öğreniyoruz. Çünkü sözler bazen o anı kurtarır; davranışlar ise karakter hakkında daha uzun vadeli ipuçları verir.