Siyaset

Soruşturmadaki kritik isim İmamoğlu’nun teklifini açıkladı: Konuşma milletvekili ol!

İBB’ye yönelik yolsuzluk operasyonunda şemanın tepesinde olan isimlerden Adem Soytekin'in itirafları İmamoğlu ve ekibini şoke etmişti... Soytekin, İmamoğlu'ndan cezaevindeyken susması karşılığında vekillik teklifi aldığını iddia etti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk soruşturmasında adı geçen kilit isimlerden birisi de iş insanı Adem Soytekin’di. İmamoğlu’nun Beylikdüzü ekibinde yer alan Soytekin için “İmamoğlu’nun kasası”, “Karakutu” gibi ifadeler kullanıldı.

İmamoğlu’nun inşaatlarında sıvacı-kalfa olduğu, kısa sürede baş döndüren bir servet edindiği yazıldı çizildi. Tutuklandıktan sonra etkin pişmanlıktan yararlanarak İstanbul’u saran ve ‘Sistem’ adı verilen ahtapotun kollarını tek tek ifşa etti.

Soruşturmanın seyrini etkileyecek bilgiler verdiği için adli kontrolle serbest bırakılan Soytekin 116 gün sonra ilk kez Yeni Şafak’a konuştu. Ev hapsinde bulunduğu konutunda ayağında elektronik kelepçe ile bizi karşılayan Soytekin, hakkındaki iddialara cevap verdi, konuşmaması için kendisine yapılan milletvekilliği teklifini anlattı.

İşte Soytekin’in anlattıkları…

İMAMOĞLU'YLA 2010'DA TANIŞTIM

* Adem Soytekin kimdir? Ne iş yapar? Önce biraz kendinizden bahseder misiniz?

Ben 1979 Trabzon/Araklı doğumluyum. Ailem İstanbul’a taşındığında 3-4 yaşındaydım. Gençliğim Avcılar, Beylikdüzü ve Esenyurt’ta geçti. Babam inşaat kalfalığı yapardı. Babamın inşaatlarına gider gelirdim. Askerden sonra ailemin işlerini toparladım, sonra kendim ticarete atıldım. Günal İnşaat adında bir firmaya ortak oldum. İnşaat, park-bahçe işleri yaptık. Ortağım hayatını kaybedince 2010 yılında kendi şirketim ASOY’u kurdum. 2010 yılında bile çalışan sayım 1.500 kişi civarındaydı. 2013 yılında müteahhitlik işine girerek konut projeleri yapmaya başladım.

* Ekrem İmamoğlu ile ne zaman tanıştınız? İlk temasınız ne zaman oldu?

2010-2011 yılında tanıştım. O dönem siyasetçi değildi. Trabzonspor yöneticiliği döneminde tanıştık. Aynı sektörde olduğumuz için ardından iş ilişkisi başladı. Yaptıkları bir işle ilgili teklif istedi verdim, uygun bulunca birlikte çalışmaya başladık.

KASA OLMAM SÖZ KONUSU DEĞİL

* Hakkınızda Ekrem İmamoğlu’nun inşaatlarında sıvacılık, kalfalık yaptığınıza yönelik haberler yapıldı. Siz sıvacılık ya da kalfalık yaptınız mı?

Aydınlatılması gereken bir konu. Sizin taahhüt şirketiniz var, fatura kesiyorsunuz, sigortalınız, kendi çalışanınız var. Alt taşeronsunuz. Kaba inşaat yaptığınız için bu, toplumda kalfa diye nitelendirilebiliyor. Ben de kaba inşaat yapıyordum o dönemde zaten. Sıvacılık hiç yapmadım ama inşaatlardaki sıvacılar, demirciler hepsi kardeşlerim. Benim üzerimden sıvacılık mesleğini küçümsemek tuhaf geliyor bana.

* Beylikdüzü belediye başkanlığı döneminde İmamoğlu sizden bir şey istedi mi? Bir talebi oldu mu?

Hiçbir şey istemedi. Seçim dönemi dostumuz olduğu için yardımcı olduk. Hatta belediyenin ilk zamanlar parası yoktu, belli işler vardı. “Şunları yapmamız lazım” dedi; gittik yaptık. Kreş, muhtarlık, kavşak, bakım onarım… “Yap” dediler, yaptık. Kâr amacı yoktu. Örneğin bölgeye okul yapmak isteyen firmalar bize yönlendiriliyordu. Fiyat konusunda anlaşıp yapıyorduk, onlar da bize karşılığında kısmen daire, kısmen çek, kısmen de para verdikleri oluyordu.

* Ekrem İmamoğlu’nun kasası mısınız? Hakkınızda böyle ithamlar var.

Kasa yakıştırmaları Beylikdüzü’nde başladı. Mesela birisi bölgeye okul yaptırıyor, parayı bana veriyor. O okulu yaptıranla benim aramdaki ticari ilişkiyi bilmedikleri için “Okulu belediye yaptı, parayı bu adama verdiler. Demek ki bu adam kasa, para bunda toplanıyor” dediler. Benim kasa olma ihtimalim söz konusu değil. Benim bütün şirket kayıtlarım, şahsi hesap kayıtlarım, her şeyim incelenmeli ki zaten inceleniyor.

‘SİSTEM’İ GÖZALTINDAYKEN ÖĞRENDİM

* Soruşturmada İmamoğlu ve ekibi tarafından kurulan ‘Sistem’ adı veriler bir yapı olduğu iddia ediliyor. Sistem nedir? Neyi hedefliyorlar?

Sistem adını ben de sonradan duydum. Gözaltı sonrasında. Yani muhtemelen para bir yerde toplanıyor, oradan dağıtılıyor. Gayriresmi ödemeleri de oradan yapıyorlar. Etkin pişmanlıktan yararlanan diğer arkadaşlarımın bu yöndeki ifadeleri beni çok şaşırttı. Buradan görünce evet, gerçekten bir havuz var ortada, bir yerde toplanan bir para var. Bir sistem varsa sadece nakittir, konutun sistemde olduğunu düşünmüyorum.

* Sistem sadece İmamoğlu’na mı ait? Sistem'in güvenli evleri var mı?

Bir sistem varsa İmamoğlu’nun olabilir. Ayrım olduğunu düşünmüyorum. Sistemin sahip olduğu güvenli evler olduğunu duymuştum.

* İfadenizde Ekrem İmamoğlu’nun kara kutusu olarak adlandırılan Ertan Yıldız’ın Viyana’da inşaat yaptığını söylediniz. Ekrem İmamoğlu’nun bu konu ile ilgili bir talimatı ya da bağı var mı?
Ertan Yıldız’ın Viyana’da 2 ayrı yerde inşaat yaptığını biliyorum. Bunları Ekrem İmamoğlu’nun bilgisi dışında yaptığını düşünmüyorum. Yıldız’ın orada ortaklık yaptığı Tütüncü ailesini Ekrem Bey yakından tanır. Yıldız Tütüncü ailesiyle bir iş yapıyorsa bunu Ekrem Bey’den gizli yapamaz.

OPERASYONU OCAK AYINDA BİLİYORDUK

* Yolsuzluk operasyonu yapılacağını önceden biliyor muydunuz? Biliyorsanız nereden öğrendiniz?
Ocak ayında biliyordum. Boyutunu şeklini çapını bilmiyordum ama bir operasyon yapılacağını ve operasyon yapılacak isimlerin arasında benim de olduğumu ocak ayında biliyordum. Bize “Bir operasyon olacak ve hepimiz gözaltına alınacağız” dediler.

* Bu bilgi size nereden geldi. Size operasyon bilgisini kim verdi?
Bu konuşmayı birden fazla kişiyle yaptım. Mehmet'ten geliyordu. (Ekrem İmamoğlu’nun tutuklu avukatı) Hatta bir tek o söylemedi. Mehmet Pehlivan’a “Bize operasyon olacağı söyleniyor” dediğimde “Evet bilgimiz var. Gözaltı listesinde varsın” dedi.

* Operasyondan önce bir toplantı yaptığınız doğru mu? Toplantıda kimler vardı ve neler konuşuldu?

7 Mart 2025’te saat 11 civarıydı. Zeytinburnu Tapu’dan bir mesaj geldi, Cumhuriyet Başsavcılığı’nca mal varlığıma tedbir konulduğu yazıyordu. Bunun üzerine bir araştırma yapıp Mehmet Pehlivan’ı aradım, durumu anlattım. “Haberimiz var, akşam Beylikdüzü’nde toplanacağız, başkalarına da tedbir geldi” dedi.

Akşam toplantı gerçekleşti. Akşam ofise gittiğimde Fatih Keleş, Tuncay Yılmaz, Turan Taşkın Özer, İbrahim Bülbüllü (Murat Gülibrahimoğlu’nu temsilen), Hüseyin Köksal olarak bizler vardık. Toplantı başlamadan önce herkesin telefonları toplandı. Turan Taşkın Özer söz alarak, el koymaların bir operasyonun başlangıcı olduğunu, operasyon yapılması halinde kime hangi avukatın gideceğini, kimin nerede olacağını ve gözaltı yapılması halinde verilecek ifadeyi anlattı.

Mehmet Pehlivan bana dönerek sen yurt dışına çıkmak istiyorsan sen de çık git, ben de yurt dışı yasağım olduğunu, çıkamayacağımı söyledim. Mehmet Pehlivan bana “Edirne üzerinden çıkarttırırız, sen üzerinde nakit parayla çık gerisini biz hallederiz” dedi. Ben kendisine devletime karşı bir suç işlemedim malım, mülküm, ailem burada bir suçum varsa bile cezamı burada çekerim, yurt dışına çıkmam dedim.

İMAMOĞLU'NUN AVUKATLARI GÖRÜŞMEK İSTEDİ

* Cezaevinde tehdit edildiniz mi? Konuşmamanız için uyarı aldınız mı?

Personellerim gözaltına alındıktan sonra ben etkin pişmanlık konusunda net karar verdim. O aradaki süreçte uyarıldım. Bir keresinde biri erkek diğeri kadın 2 tane tanımadığım avukat geldi. Erkek olan avukat “Beni devlet gönderdi. Devletimiz senin burada olmanı istemiyor. Konuşma, konu çok kısa sürede çözülecek” dedi. “Devlet burada bulunmamı istemiyorsa çıkartsın beni o zaman, burada niye tutuyor” karşılığını verdim. Başsavcılığa da konuyu aktardım. Başka bir seferde de avukat hanımefendi geldi, “Etkin pişmanlıktan faydalandığını biliyoruz” dedi. Şaşırdım. “Pardon ismininiz ne kimsiniz” dedim. Tolga Gül diye birinin avukatı olduğunu söyledi. Ben de Tolga Gül’ü tanımadığımı söyledim.

“Sen bize 80 milyon liralık senet vereceksin” dedi. “Sen kimi tehdit ediyorsun… İsminizi söyler misiniz?” karşılığını verince bana şöyle dedi:

“Sen boş ver benim ismimi, tutuklu olan sensin. İsmimi falan söylemiyorum. Benim ismim önemli değil sen senedi ne zaman vereceksin.” Ben de infaz memuru çağırarak hanım efendiyi tanımadığımı, dışarı çıkarılmasını istedim. İnfaz memuruna bunu tutanak altına aldırıp savcılığa bildirdim. Cezaevine girerken isim verdiği için oradan ismini öğrendim.

* Ekrem İmamoğlu sizinle iletişime geçti mi? Size pusula gönderdi mi? Notlarda ve pusulalarda ne yazıyordu?

Benim etkin pişmanlıktan faydalandığım basına yansıdıktan sonra Ekrem Bey’in avukatı gelerek not iletti. Ondan sonraki seferde yine sözlü olarak not geldi. İkinci notta Ekre Bey’in “Kızgın değil, kırgınım. İzahat bekliyorum” dediği söylendi.

Başka bir ziyarette Sistem’in avukatları “En kötü ihtimalle milletvekili olup çıkacaksınız. Sana garantisini veriyoruz” gibi ifadeler kullandı. Bu süreçte ben avukatlarla görüşmeyi kestim. Sistemin avukatlarını kabul etmediğim için artık benim avukatım üzerinden not gönderiyorlardı.

ADEM’İN ADINI VERİN DEMİŞLER

* Mehmet Pehlivan, ifadeye giden müteahhitlere sizin hakkınızda konuşmalarını mı telkin etti?

Beylikdüzü’ndeki bazı müteahhitler Ekrem Bey'den çekindikleri için sorguda kimin adını verelim? diye sormuşlar. Mehmet Pehlivan’ın “Adem’in adını verelim” dediğini biliyorum. Metin Gül’ün ifade verdikten sonra Pehlivan’ı aradığı ve “Senin söylediğin gibi yaptım, Ekrem'e dokunmadım, Adem'e yüklendim” dediği belirtiliyor. Hatta bunun ses kaydı olduğu söyleniyor ama ben dinlemedim.

* Murat Ongun Beşiktaş Belediye Başkan adayı olmak istedi mi? Neden olamadı?

Murat Ongun o dönem Beşiktaş Belediye Başkanlığı’nı istiyordu. Rıza Akpolat’ın güçlü olduğunu tahmin edememişler galiba, yani öyle bir talebi olduğunu duymuştum.

* İfadenizde belirttiğiniz belgeleri savcılığa teslim ettiniz mi? Ne kadar belge teslim ettiniz?

Benim ifadelerimin tamamı belgelerle sabittir. Belgelerin tamamı Cumhuriyet Başsavcılığı’na verilmiştir. Saymadım ama 200’den fazla belge teslim ettim. Ben ifademde anlattığım her şeyin belgelerini teslim ettim.