Karadeniz'de yaşanan acı olay, yalnızca bir ailenin değil, milyonlarca insanın yüreğine ateş düşürdü.
Türk bayraklı MV Reyhan Sarı isimli yük gemisinde görev yapan denizci Savaş Çakar, ekmeğinin peşindeyken uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybetti.
O, elinde silah taşıyan biri değildi.
Bir savaşın tarafı değildi.
O sadece alın teriyle çalışan, evine helal lokma götürmeye çalışan bir Türk denizcisiydi.
Ama o gün Karadeniz'de yalnızca bir insan hayatını kaybetmedi.
Bir evin ışığı söndü...
Bir annenin duası yarım kaldı...
Bir kardeşin omzu eksildi...
Ve geride cevabını bekleyen sorular kaldı.
O günden bu yana gazeteci dostum Abbas Çakar, ağabeyinin acısını kalemine taşıyor.
Yazdığı her satırda aynı feryat yükseliyor:
"Sesimi duyan var mı?"
Ve ardından yüreklere işleyen o soru geliyor:
"Ağabeyimin hesabını kim soracak?"
Bir başka yazısında ise insanın içine oturan şu cümleyi kuruyor:
"Cenaze kalktı... Kanı yerde kaldı."
İşte ben de bugün bu satırları yalnızca bir gazeteci olarak değil, Abbas Çakar'ın dostu olarak yazıyorum.
Çünkü bazı acılar haber değildir.
Bazı acılar yalnızca okunup geçilecek birkaç satır değildir.
Bazı acılar, bir milletin ortak vicdanına bırakılmış ağır bir emanettir.
Karadeniz'in dalgaları o gün sadece bir gemiyi taşımıyordu.
Bir babanın evladını...
Bir annenin gözyaşını...
Bir kardeşin omzunu...
Ve bir milletin onurunu da taşıyordu.
Savaş Çakar, dünyanın neresinde olursa olsun ay yıldızlı bayrağın altında görev yapan binlerce Türk emekçisinden yalnızca biriydi.
O, görevini yapıyordu.
Eve dönmeyi bekliyordu.
Belki çocuklarına kavuşacağı günü hesaplıyordu.
Belki annesini aramayı düşünüyordu.
Belki de sadece vardiyasını tamamlayıp evine dönmenin hayalini kuruyordu.
Fakat o hayaller yarım kaldı.
Bugün konuştuğumuz mesele yalnızca Savaş Çakar değildir.
Mesele; dünyanın dört bir yanında çalışan Türk vatandaşlarının can güvenliğidir.
Mesele; alın teriyle hayatını kazanan insanların hayatının ne kadar kıymetli olduğudur.
Mesele; ay yıldızlı bayrağı taşıyan her insanın sahipsiz olmadığını hissetmesidir.
Çünkü bir devletin gücü yalnızca sınırlarını korumasıyla değil, vatandaşının hakkını arama iradesiyle de ölçülür.
Bugün kimse öfkenin büyümesini istemiyor.
Kimse yeni acılar yaşansın istemiyor.
Kimse yeni ocaklara ateş düşmesini istemiyor.
Ama herkes aynı şeyi istiyor:
Adalet.
Bu olay bütün yönleriyle aydınlatılmalıdır.
Sorumlular ulusal ve uluslararası hukuk çerçevesinde ortaya çıkarılmalı, gerekli süreçler işletilmeli ve gerçekler bütün açıklığıyla kamuoyunun önüne konulmalıdır.
Çünkü adalet yalnızca geride kalan bir aile için değildir.
Adalet, yarın aynı acıyı yaşayabilecek başka ailelerin de güvencesidir.
Bugün Abbas Çakar'ın sesine ses olmak...
Yarın başka bir kardeşin aynı feryadı etmemesi için omuz vermektir.
Çünkü bazı ölümler yalnızca aileyi ilgilendirmez.
Bazı acılar milletin ortak vicdanına emanet edilir.
Savaş Çakar'ın adı artık yalnızca bir mezar taşında yazılı bir isim değildir.
O isim;
Denizlerde...
Şantiyelerde...
Fabrikalarda...
Madenlerde...
Dünyanın dört bir yanında ekmeğinin peşinde alın teri döken milyonlarca Türk emekçisinin adıdır.
Ve onların her biri bilmelidir ki;
Bu millet, görevini yaparken hayatını kaybeden hiçbir evladını unutmaz.
Sevgili dostum Abbas...
Belki bu satırları yine gözlerin dolarak okuyacaksın.
Belki yine ağabeyini hatırlayacaksın.
Belki yine aynı soruyu kendi kendine soracaksın.
Ama şunu bilmeni isterim...
Bu mücadelede yalnız değilsin.
Bu acı yalnızca senin ailenin acısı değil.
Vicdanını kaybetmemiş herkesin yüreğinde aynı sızı var.
Biz bugün bir intikam çağrısı yapmıyoruz.
Biz bir kavga istemiyoruz.
Biz yalnızca bir Türk vatandaşının hayatının değerinin unutulmamasını istiyoruz.
Çünkü adalet geciktiğinde yalnızca dosyalar beklemez...
Vicdanlar da bekler.
Ve vicdan sustuğu gün, adalet en büyük yarasını alır.
Allah Savaş Çakar'a rahmet eylesin.
Mekanı cennet olsun.
Rabbim başta ailesine, sevenlerine ve dostum Abbas Çakar'a sabır versin.
Temennimiz; bu olayın bütün yönleriyle aydınlatılması, sorumluların hukuk önünde hesap vermesi ve hiçbir Türk vatandaşının canının sahipsiz olmadığının herkes tarafından görülmesidir.
Çünkü ay yıldızlı bayrak yalnızca gökyüzünde dalgalanan bir kumaş değildir.
O bayrak; dünyanın neresinde olursa olsun alın teriyle çalışan her Türk'ün umudu, güvencesi ve onurudur.
Ve unutulmamalıdır ki; bir millet, şehitlerini ve emek uğruna toprağa verdiği evlatlarını unuttuğu gün değil, onları unutturmadığı gün güçlü kalır.
Savaş Çakar artık yalnızca bir isim değildir. O, geride bıraktığı ailesinin duasında, dostlarının yüreğinde ve adalet bekleyen bu milletin ortak vicdanında yaşamaya devam edecektir.