TBMM Şanlıurfa Ve Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu Ak Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt başkanlığında 4. Kez toplandı. Komisyonda alanlarında uzman akademisyenler eğitim sosyolojisi, eğitim politikaları, dijital kültür ve dijital toplum, yapay zeka, öğretmen yetiştirme ve eğitim teknoloji alanlarına ilişkin milletvekillerine sunum yaptı.
Favorilerime ekle () ikonuna tıklayarak dilediğin özelliği favorilerine ekleyebilirsin. Toplantının açılışında konuşan Komisyon Başkanı Beyazıt, "4 Haziran Perşembe günü yani yarın 11.00-13.00 saatleri arasında Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna gerçekleştireceğimiz çalışma ziyaretini tekrar hatırlatmak isterim. Yine, bir sonraki hafta cuma, cumartesi, pazar, pazartesi olmak üzere hem Kahramanmaraş'ımızda hem de Şanlıurfa'mızda konuyla ilgili gereken çalışmalarımızı yapıp ilgili şahısların bilgilerine müracaat edeceğiz ve Komisyonumuz çalışmalarını bu şekilde sürdürecektir. Yine, bu toplantımızda, bundan sonraki toplantılarla ilgili çalışma takviminde sizlerin o anlamda önerilerini de alacağız. Bu konudaki, bu olayla ilgili partnerlerin veya değişik dinlenmesi gereken, ziyaret edilmesi gereken kamu kurum ve kuruluşlarının, STK'lerin, derneklerin, vakıfların, sendikaların buna benzer görüşmeleriyle ilgili belli çalışmaları da sizlerden isteyeceğim" dedi. Beyazıt'ın konuşmasının ardından sunumu gerçekleştiren Kocaeli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Emel Şerife Baştürk, "Türkiye'de 6-15 yaş arası çocukların yüzde 90'ından fazlası dijital dünyaya dahil olmuş durumdalar. İnternet kullanıyorlar, hatta düzenli biçimde internet kullanıyorlar. Aynı yaş grubunun yüzde 66'sı da sosyal ağlarda hesaba sahip ya da bir şekilde sosyal ağlara, sosyal ağ platformlarına erişebilir durumdalar. 11-15 yaşına geldiğimizde bu oran çok hızlı artıyor, yükseliyor, yaklaşık yüzde 80'lere ulaşıyor. Türkiye'de sosyal ağlara dâhil olma yaşını, işte, 15 yaşa çıkaralım tartışmaları vardı ki normalde yasal sınır öncesinde de 13'tü ama biz yıllardır bu yaşın altındaki çocukların zaten sosyal ağlarda olduğunu biliyorduk. Burada, yine, bence ihmal edilen alanlardan biri de platform sahiplerinin yani dijital sosyal ağ üreticilerinin de burada yeterince sorumluluk almadığının da altını çizmek isteriz" dedi. Türkiye'de siber zorbalık tablosu hakkında bilgi veren Baştürk, "Biz akademide aslında bu konuyu çok çalışıyoruz. Yani bizim bilimsel veri konusunda çok büyük sıkıntımız yok ama en önemli sıkıntımız yani bir akademisyen olarak söylüyor daha merkezî, bütüncül araştırmaların eksikliği. Yani hocalarımız lokal, küçük küçük bölgesel araştırmalar yapıyorlar. Çok sayıda ama biz bunlardan böyle kümülatif sonuçlar çıkartmak konusunda biraz yetersiz demeyeyim ama yani biraz daha geride kalıyoruz sanıyorum. Resmin bütününü görmekle ilgili sıkıntımız var. Ben ve arkadaşlarımız 2013 yılında Türkiye'de siber zorbalık konusunda TÜBİTAK destekli bir araştırma yürüttük. Bu araştırmayı başlatmak ya da bunu yapmak istememizin sebebi de biraz önce söylediğim gibi, siber zorbalık konusunda çok sayıda araştırmanın olması ama Türkiye'ye dair bütün resmi görebileceğimiz bir verinin bulunmamasıydı. Biz 7 bölgede, Türkiye'nin 7 coğrafi bölgesinde ortaokullarda 7'nci ve 8'inci sınıf öğrencileriyle hem anket çalışması hem de yüz yüze görüşmeler yaptık. Bu ortamda ne gibi risklerle karşılaştıklarını anlamak için ve bizim o dönemde gördüğümüz bugünkü rakamlarla daha çok örtüşüyor. Her 5 çocuktan 1'i Türkiye'de siber zorbalığa maruz kalıyor" diye konuştu. Konuya ilişkin sunumunu yapan Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halil İbrahim Bülbül, "Okulda şiddet acaba neden olur? Okul ortamı elbette etkiliyor. Çünkü evde çok uslu olan bir çocuk okulda çok yaramaz ya da disiplin dışı hareketleri yapabiliyor. Bir üçüncü neden ise sosyal medya veya 'dijital ortam'dediğimiz ortamlar çocuğu şiddete itebiliyor. Bunun nedenlerine devam edersek, uzun süreli birikim ve intikam hissi yani gençte, çocukta kronik akran zorbalığı veya dışlanma bu nefreti ya da kötü davranmayı oluşturabiliyor. Aşağılanma, reddedilme, disiplin cezası 'Haksızlığa uğradım' algısı ve kin birikimi, kamuya açık intikam veya intihar ritüeli. Şimdi bu konuları çok özet geçiyorum çünkü bizim alanımız psikolojik, sosyolojik açıdan değil, biz daha çok dijital ortama yoğunlaşmak için buradayız. Ruh sağlığı ve travma yine bu şiddeti, okuldaki olumsuz durumları yaratan sebeplerden biri. Tedavi edilmemiş depresyon, anksiyete, aile içi şiddet, ihmal, istismar, çocukluk döneminde yaşanan ve yetişkin sağlığını derinden etkileyebilen potansiyel travmatik olaylar olabilir, dürtü kontrol bozukluğu sorunları. Çoğu fail de intihar eğilimi yüksek, en son olan olaylarda da işte, o sebep olan gençlerden birisinin de böyle bir özelliği vardı hepinizin bildiği gibi. Silaha erişim. Maalesef bu çok önemli, Türkiye'de de bununla ilgili okulla ilişkilendirmek şart değil yani birçok kaza ya da istenmeyen durumlar, sürekli izlediğimiz, şahit olduğumuz olaylardır. Polis memuru olabilir ya da kişinin özel beylik tabancası olabilir; bunlar kontrol altında tutulmadığında evde bir genç varsa ya da yetişkin varsa buna merak amacıyla ya da farklı amaçlarla eriştiğinde kötü sonuçlar olabiliyor. Aile bireylerine ait ruhsatsız silahları söyledik. Silahlara erişim olmasaydı bugüne değin gerçekleşen bu eylem gerçekleşmeyebilirdi. Gerçekten belki ailelerde bunu olsun diye yapmıyorlar ama en ufak bir dikkatsizlik bu kötü sonuçlara sebep olabiliyor" dedi. Kaynak: İHA | Bu içerik Mustafa Fidan tarafından yayına alınmıştır
Gelişmeyle ilgili yeni ayrıntılar geldikçe haber güncellenecektir.