ABD Adalet Bakanlığı tarafından kamuoyuna sunulan son Jeffrey Epstein dosyaları, küresel skandalın boyutlarını korkunç bir seviyeye taşıdı. İngiliz The Times gazetesinin incelediği belgelere göre, Epstein’ın gizli çocukları olduğuna dair çarpıcı kayıtlar ve kanıtlar bulundu. Dosyalar arasında yer alan bir ultrason görüntüsü ve bir mağdurun günlükleri, sistematik istismar ağının içinde gizli doğumların gerçekleşmiş olabileceği ihtimalini güçlendiriyor.
"Doğumdan 10 Dakika Sonra Bebek Alındı"
Belgelerdeki en sarsıcı detay, 2002 yılına ait bir günlük girişinde yer alıyor. Günlükte, o dönemde 16-17 yaşlarında olan bir genç kadının doğum yaptığı ifade ediliyor. Mağdurun kaleminden çıkan satırlarda, bebeğin doğumdan sadece on dakika sonra elinden alındığı öne sürülüyor. Dosyalar içerisinde bu iddiayı destekleyen, mağdurun 20 haftalık gebeliğini gösteren bir ultrason görüntüsünün kopyası da resmi kayıtlar arasında bulunuyor.
"Bebeğin Ağlama Sesini Duydum"
Söz konusu doğumun, Epstein’ın suç ortağı Ghislaine Maxwell’in gözetimi altında gerçekleştiği iddia ediliyor. Günlükte yer alan, "Doğdu, ağlama sesini duydum! Küçük başını ve bedenini doktorların elleri arasında gördüm..." şeklindeki ifadeler, yaşanan trajedinin boyutunu gözler önüne seriyor. Mağdurun, bebeğinin akıbetini sorguladığı notlar yürek burkarken, çocuğun nerede olduğuna dair bir bilgiye henüz ulaşılamadı.
Vasiyette Yer Almayan Çocuklar
Belgelerde ayrıca, 2011 yılında Sarah Ferguson tarafından Epstein’a gönderilen ve bir doğumu ima ettiği öne sürülen gizemli e-postalar gibi referanslar da mevcut. Ancak hukuk uzmanları, Epstein’ın vasiyetinde herhangi bir çocuktan bahsedilmediğine dikkat çekiyor. Söz konusu bebek iddiaları henüz genetik bir test veya resmi nüfus kaydıyla mühürlenmiş değil. Milyonlarca sayfalık veri, binlerce video ve fotoğrafı içeren dosyalardaki bu "gizli çocuk" bulgusu, davanın en karanlık noktası olarak doğrulanmayı bekliyor.
EDITÖR YORUMU:
Epstein vakası, her geçen gün sadece bir istismar ağı değil, aynı zamanda insanlık dışı bir mühendislik projesi gibi karşımıza çıkıyor. Ortaya çıkan ultrason kayıtları ve günlükler, mağdur edilen çocuk yaştaki kadınların sadece istismar edilmediğini, biyolojik olarak da sömürülmüş olabileceği ihtimalini doğuruyor. Eğer bu iddialar genetik kanıtlarla doğrulanırsa, modern tarihin en büyük ve en organize suç şebekesiyle karşı karşıya olduğumuz tescillenmiş olacak.