20 Temmuz 1974: Kurtuluştan Kuruluşa

20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı, yalnızca Kıbrıs Türk halkının güvenliğini sağlayan askeri bir operasyon değil; Türkiye'nin milli iradesini, devlet aklını ve stratejik kararlılığını ortaya koyduğu tarihi bir dönüm noktasıdır. Prof. Dr. Harun Demirkaya, harekâtın 52. yıl dönümünde geçmişten bugüne uzanan dersleri değerlendiriyor.

Abone Ol

20 Temmuz 1974: Kurtuluştan Kuruluşa

Bazı tarihler vardır ki milletlerin ortak hafızasına kazınır, nesilden nesile aktarılır. 20 Temmuz 1974, işte böyle bir tarihtir. O gün Türkiye Cumhuriyeti, uluslararası anlaşmalardan doğan garantörlük hakkını kullanarak Kıbrıs Türk halkının can güvenliğini sağlamak amacıyla tarihi bir karar almış ve yalnızca askeri değil, aynı zamanda siyasi ve insani sorumluluğunu da yerine getirmiştir.

Bilindiği üzere Kıbrıs'ta Enosis hedefi doğrultusunda yaşanan olaylar, Kıbrıs Türk halkını ağır bir varoluş mücadelesiyle karşı karşıya bırakmıştır. Kanlı Noel'den Muratağa, Sandallar ve Atlılar katliamlarına uzanan süreçte çok sayıda sivil yaşamını yitirmiş, köyler boşaltılmış, aileler parçalanmıştır. Türkiye ise 1960 Garanti Antlaşması'nın kendisine verdiği hak ve yüklediği sorumluluk çerçevesinde harekete geçmiş, aldığı tarihi kararlarla yalnızca bir kurtuluşun değil, aynı zamanda yeni bir kuruluş sürecinin de temelini atmıştır.

Bu süreçte dönemin devlet adamlarının sergilediği siyasi kararlılık, güvenilirlik ve vizyon belirleyici olmuştur. Başbakan Bülent Ecevit, harekâtın ilk anından itibaren yalnızca askeri değil diplomatik cephede de yoğun bir mücadele yürütmüş; ABD başta olmak üzere uluslararası baskıları ve silah ambargosunu göze alarak devletin uzun vadeli çıkarlarını öncelemiştir. Çünkü gerçek liderlik, günü kurtarmak değil, gelecek nesiller adına doğru olanı yapabilmektir.

Harekât sonrasında uygulanan ambargo Türkiye'yi yıldırmamış, aksine kendi imkânlarıyla üretme iradesini güçlendirmiştir. Yurtsever devlet adamlarının, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ve Türk mühendislerinin attığı adımlar, bugün dünyanın dikkatle takip ettiği yerli ve milli savunma sanayisinin temel taşlarını oluşturmuştur.

Kıbrıs Barış Harekâtı'nın gerçek kahramanları ise Türk Silahlı Kuvvetleri'nin fedakâr mensupları ile Türk Mukavemet Teşkilatı'nın mücahitleridir. Girne semalarına paraşütle inen Mehmetçik, Beşparmak Dağları'nı aşan komandolar, denizden çıkarma yapan birlikler ve yıllarca direnişi sürdüren Kıbrıs Türk mücahitleri; yalnızca toprak değil, insan onurunu, özgürlüğü ve yaşama hakkını savunmuşlardır. Onlar, Türk milletinin bağımsızlık iradesinin yaşayan destanıdır.

1974 yılının sınırlı ekonomik ve teknolojik imkânlarına rağmen Türkiye böylesine önemli bir başarıya imza atmıştır. Bugün ise savunma sanayisinden teknolojiye, yetişmiş insan kaynağından stratejik kapasiteye kadar çok daha güçlü bir Türkiye bulunmaktadır. Bu kazanımlar, milletimizin geleceğe daha büyük güvenle bakmasını sağlamaktadır.

Devletler milli menfaatlerini koruyabildikleri ölçüde güçlü, milletler ise tarihî hafızalarını yaşattıkları ölçüde büyük olurlar. Kıbrıs Barış Harekâtı'nın ortaya koyduğu devlet aklı, milli birlik ve kararlılık anlayışı; günümüzde de Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu güvenlik, egemenlik ve dış politika meselelerinde yol gösterici nitelik taşımaktadır. Mavi Vatan'dan Ege'ye, Irak ve Suriye'deki gelişmelerden bölgedeki Türkmen varlığının korunmasına kadar pek çok konuda aynı stratejik bakış açısına ihtiyaç duyulmaktadır.

Bu vesileyle, Kıbrıs Türk halkının güvenliği ve geleceği için tarihi sorumluluk üstlenen Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ü, Başbakan Bülent Ecevit'i, Başbakan Yardımcısı Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ı, Dışişleri Bakanı Turan Güneş'i ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Semih Sancar'ı saygı ve minnetle anıyorum. Dr. Fazıl Küçük'ü, KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı, Türk Mukavemet Teşkilatı'nın kahraman mücahitlerini, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin aziz şehitlerini rahmetle; gazilerimizi ise minnet ve şükranla yad ediyorum.

Bazı tarihler yalnızca geçmişi anlatmaz; geleceğe de yön verir.

20 Temmuz 1974, Türk milletinin gerektiğinde bedel ödeyerek mazlumun yanında duracağının, uluslararası hukuktan doğan haklarını kararlılıkla savunacağının ve barışı korumak adına sorumluluk almaktan kaçınmayacağının en güçlü göstergelerinden biri olarak tarihimizdeki yerini korumaktadır.

Kıbrıs Barış Harekâtı'nın 52. Yıl Dönümü Kutlu Olsun.