<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Haber TR - Son Dakika Haberler ve Güncel Gelişmeler</title>
    <link>https://www.haber.tr</link>
    <description>Haber TR ile son dakika haberler, güncel gelişmeler ve gündeme dair her habere anında ulaşın. Tarafsız, hızlı ve doğru haberciliğin adresi.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.haber.tr/rss/saglik-haberleri" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025 - 2026 Haber TR - Tüm Hakları Saklıdır. Kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 19 Aug 2026 02:04:44 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.haber.tr/rss/saglik-haberleri"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Böbrek taşı hastalığında erken müdahalenin önemi ve tedavi yöntemleri]]></title>
      <link>https://www.haber.tr/bobrek-tasi-hastaliginda-erken-mudahalenin-onemi-ve-tedavi-yontemleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haber.tr/bobrek-tasi-hastaliginda-erken-mudahalenin-onemi-ve-tedavi-yontemleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Her 10 kişiden birinde görülen böbrek taşı hastalığı, zamanında tedavi edilmediğinde böbrek fonksiyon kaybı ve ciddi enfeksiyonlara yol açabiliyor. Uzmanlar, şiddetli ağrı ve ateş durumunda acil başvurunun önemine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Böbrek taşı hastalığı, toplumda yaklaşık her 10 kişiden birinde görülen yaygın bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor. Şiddetli bel ağrısıyla başlayan bu rahatsızlık, tedavi edilmediğinde kalıcı böbrek hasarına ve hayatı tehdit eden enfeksiyonlara neden olabiliyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Gökhan Atış, taşın büyüklüğü ve konumuna göre tedavi yöntemlerinin değiştiğini belirterek, erken müdahalenin önemine vurgu yaptı.</p><h2>Böbrek taşı hastalığının yaygınlığı ve riskleri</h2><p>Prof. Dr. Atış, böbrek taşının toplumda oldukça sık rastlanan bir durum olduğunu ifade ederek, 'Toplumun yaklaşık yüzde 10-12'sinde böbrek taşı görülüyor. Tedavi edilmediğinde böbreğin fonksiyon kaybına yol açabilecek ciddi sorunlar ortaya çıkabilir' dedi. Taşın idrar kanalını tıkaması halinde böbrekte tam tıkanıklık oluşabileceğini ve bunun böbrek fonksiyonlarının bozulmasına sebep olabileceğini aktardı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>Şiddetli ağrı ve ateş durumunda acil müdahale şart</h2><p>Uzman, özellikle şiddetli ağrıya ateşin eşlik ettiği durumlarda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti. Bu tür vakalarda hastaneye yatış, antibiyotik tedavisi ve böbreğin rahatlatılmasına yönelik girişimlerin gerekebileceğini söyledi. Böylece enfeksiyon riskinin azaltılması ve böbrek fonksiyonlarının korunması amaçlanıyor.</p><h2>Taş oluşumunu önlemede yaşam tarzı değişiklikleri</h2><p>Böbrek taşı hastalığının tekrarını önlemek için yaşam tarzı değişikliklerinin kritik olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Atış, günlük sıvı tüketiminin artırılması gerektiğini ifade etti. Özellikle yaz aylarında terlemeye bağlı sıvı kaybının arttığını hatırlatarak, su tüketiminin artırılmasının önemine dikkat çekti. Ayrıca kırmızı et tüketiminin dengelenmesi, tuz kullanımının azaltılması, düzenli egzersiz yapılması ve gereksiz vitamin takviyelerinden kaçınılması önerildi. Yüksek doz C vitamini kullanımının bazı kişilerde taş oluşumunu artırabileceği belirtildi.</p><h2>Böbrek taşı tedavisinde uygulanan yöntemler</h2><p>Prof. Dr. Atış, taşın büyüklüğüne göre farklı tedavi seçeneklerinin bulunduğunu açıkladı. İki santimetrenin altındaki taşlarda şok dalga tedavisi veya endoskopik lazer yöntemlerinin tercih edildiğini söyledi. Daha büyük taşlarda ise böbreğe küçük bir kesi yapılarak taşların kırılıp çıkarılabildiğini belirtti. Ayrıca gerekli durumlarda laparoskopik veya robotik cerrahi yöntemlerinin de kullanıldığını ifade etti. Tedavide en önemli unsurun, hastaya en uygun yöntemin zamanında uygulanması olduğuna dikkat çekti.</p><p>Böbrek taşı hastalığında erken tanı ve uygun tedavi, böbrek fonksiyonlarının korunması ve yaşam kalitesinin artırılması açısından büyük önem taşıyor. Şiddetli ağrı ve ateş gibi belirtiler görüldüğünde gecikmeden sağlık kuruluşlarına başvurulması, ciddi komplikasyonların önüne geçilmesini sağlıyor. Gelişmeler takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haber.tr/bobrek-tasi-hastaliginda-erken-mudahalenin-onemi-ve-tedavi-yontemleri</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 10:14:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habertr.teimg.com/crop/1280x720/haber-tr/uploads/2026/08/bobrek-tasi-hastaliginda-erken-mudahalenin-onemi-ve-tedavi-yontemleri.jpg" type="image/jpeg" length="44915"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kanser Riski En Yüksek Meslek Uçuş Görevlileri Oldu]]></title>
      <link>https://www.haber.tr/kanser-riski-en-yuksek-meslek-ucus-gorevlileri-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haber.tr/kanser-riski-en-yuksek-meslek-ucus-gorevlileri-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yeni araştırma, radyasyona bağlı kanser ölümlerinde en yüksek riskin uçuş görevlilerinde olduğunu ortaya koydu. 500'den fazla meslek incelendi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD'de yapılan kapsamlı bir araştırma, radyasyona bağlı kanser ölümlerinde en yüksek riskin uçuş görevlilerinde olduğunu gösterdi. 2020-2024 yılları arasında hayatını kaybeden 12,7 milyon kişinin ölüm kayıtları incelendi.</p><h2>Radyasyon Riski En Çok Gökyüzünde Çalışanlarda</h2><p>JAMA Internal Medicine dergisinde yayımlanan araştırmada, 503 farklı meslek grubu değerlendirildi. Çalışma, radyasyona bağlı kanser ölümlerinin oranında uçuş görevlilerinin birinci, pilotların ise ikinci sırada yer aldığını ortaya koydu. Bu sonuçlar, nükleer tesis ya da hastane çalışanlarının beklenenin aksine daha düşük risk taşıdığını gösterdi.</p><h2>Kozmik Işınların Etkisi ve Atmosferin Koruyucu Rolü</h2><p>Uzaydan gelen yüksek enerjili parçacıklar, Dünya atmosferi tarafından kısmen engelleniyor. Ancak yüksek irtifalarda atmosferin koruyucu etkisi azalıyor. Uçuş sırasında maruz kalınan kozmik ışınlar, uçuş ekiplerinin radyasyona daha fazla maruz kalmasının temel nedeni olarak gösteriliyor. Ayrıca, uçuş süresi ve enlem de maruziyeti etkiliyor; kutuplara yaklaşıldıkça koruma azalıyor.</p><h2>Meslek Gruplarının Radyasyon Maruziyeti</h2><p>Araştırmanın yazarları, ABD'deki meslekler arasında uçuş ekiplerinin ortalama yıllık iyonlaştırıcı radyasyon dozuna en fazla maruz kalan grup olduğunu belirtti. Pilotlar ve uçuş görevlilerinin yılda yaklaşık 3 ila 6 milisievert kozmik radyasyona maruz kaldığı tahmin ediliyor. Bu oran, yılda 10 kez kıtalararası uçuş yapan bir yolcunun aldığı radyasyonun yaklaşık 7 ila 15 katı.</p><h2>Radyasyonla İlişkili Olmayan Kanserlerde Ortalama Risk</h2><p>Radyasyonla ilişkili olmayan kanser türlerinde ise uçuş görevlileri ve pilotların risk oranlarının diğer meslek gruplarının ortalamasına yakın olduğu bildirildi. Bu durum, radyasyonun özellikle belirli kanser türleri üzerindeki etkisini vurguluyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>Çalışmanın Önemi ve Sonuçları</h2><p>Bu araştırma, meslek gruplarındaki radyasyon maruziyetinin kanser riski üzerindeki etkisini somut verilerle ortaya koyması açısından önem taşıyor. Uçuş ekiplerinin sağlık takibi ve korunma önlemlerinin artırılması gerektiği belirtiliyor. Gelişmeler takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haber.tr/kanser-riski-en-yuksek-meslek-ucus-gorevlileri-oldu</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Aug 2026 08:50:54 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habertr.teimg.com/crop/1280x720/haber-tr/uploads/2026/08/kanser-riski-en-yuksek-meslek-ucus-gorevlileri-oldu.jpg" type="image/jpeg" length="90522"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Aylarında Klima Kullanımı Viral Enfeksiyon Riskini Artırıyor]]></title>
      <link>https://www.haber.tr/yaz-aylarinda-klima-kullanimi-viral-enfeksiyon-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haber.tr/yaz-aylarinda-klima-kullanimi-viral-enfeksiyon-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yaz aylarında yoğun klima kullanımı ve kapalı alanlarda uzun süre kalmak, viral enfeksiyonların yayılmasını kolaylaştırıyor. Uzmanlar, hijyen ve havalandırmaya dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan sıcaklık ve klima kullanımı, viral enfeksiyonların yayılma riskini yükseltiyor. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Görevlisi Dr. Süleyman İbze, klimalı ve yeterince havalandırılmayan ortamlarda bulaş riskinin arttığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>Yaz Gribi ve Viral Enfeksiyonların Mevsimsel Algısı</h2><p>Halk arasında 'yaz gribi' olarak adlandırılan viral enfeksiyonlar, sadece kış aylarında değil yılın her döneminde görülebiliyor. Dr. İbze, toplumda bu hastalıkların mevsimsel olduğu yönündeki algının yanlış olduğunu ifade etti. Sıcak havalarda havuz ve deniz kullanımı ile ani sıcaklık değişikliklerinin enfeksiyonların yayılmasını kolaylaştırdığına dikkat çekti.</p><h2>Klima Kullanımı ve Enfeksiyon Riski</h2><p>Dış ortamın aşırı sıcak olması ile klimalı soğuk ortam arasındaki ani geçişlerin üst solunum yolu mukozasında olumsuz etkiler yaratabileceğini söyleyen Dr. İbze, klimalı ve havalandırması yetersiz ortamlarda hapşırma ve öksürme yoluyla yayılan damlacıkların bulaş riskini artırdığını belirtti. Bu nedenle kapalı alanlarda hijyen ve havalandırmanın önemine vurgu yaptı.</p><h2>Korunma Yöntemleri ve Önlemler</h2><p>Viral enfeksiyonlardan korunmak için basit hijyen kurallarına uymanın yeterli olduğunu aktaran Dr. İbze, ellerin sık yıkanması, maske kullanımı ve hasta kişilerle yakın temastan kaçınılmasının önemine işaret etti. Ayrıca yaz aylarında artan terlemeyle birlikte sıvı kaybının önlenmesi için yeterli su tüketiminin kritik olduğunu söyledi.</p><h2>Hastalık Belirtilerinde Dikkat Edilmesi Gerekenler</h2><p>Dr. İbze, yaz aylarında viral enfeksiyonların ciddiye alınmaması ve tedavi gecikmelerinin hastalığın süresini uzatabileceğini belirtti. Özellikle risk grubundaki kişilerin belirtilerini dikkatle takip etmesi gerektiğini vurguladı. Üç günden uzun süren ateş, genel durum bozukluğu ve şiddetlenen semptomların acil sağlık kuruluşlarına başvurulmasını gerektirdiğini ifade etti.</p><h2>Aile Hekimlerinin Rolü ve Sağlık Sistemi Yoğunluğu</h2><p>Acil servislerin yoğunluğunu azaltmak amacıyla, acil olmayan şikayetlerin öncelikle aile hekimlerine yönlendirilmesi gerektiğini belirten Dr. İbze, basit semptomların birinci basamakta rahatlıkla değerlendirilebileceğini söyledi. Sağlık sisteminin etkin kullanımı için bu bilincin artırılması önem taşıyor.</p><p>Yaz aylarında viral enfeksiyonların yayılma riskinin artması ve klima kullanımının bu süreci hızlandırması, hijyen ve ortam havalandırmasına dikkat edilmesini zorunlu kılıyor. Uzmanların uyarıları doğrultusunda alınacak basit önlemlerle enfeksiyonların kontrol altına alınması mümkün.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haber.tr/yaz-aylarinda-klima-kullanimi-viral-enfeksiyon-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Aug 2026 10:26:43 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habertr.teimg.com/crop/1280x720/haber-tr/uploads/2026/08/yaz-aylarinda-klima-kullanimi-viral-enfeksiyon-riskini-artiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="18452"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Böbrekte Sessizce Büyüyen Dev Taş, Sırtından Açılan Kanaldan Başarıyla Çıkarıldı]]></title>
      <link>https://www.haber.tr/bobrekte-sessizce-buyuyen-dev-tas-sirtindan-acilan-kanaldan-basariyla-cikarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haber.tr/bobrekte-sessizce-buyuyen-dev-tas-sirtindan-acilan-kanaldan-basariyla-cikarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, ağrı yapmadan büyüyen yaklaşık 25 santimetreküplük böbrek taşının, hastanın sırtından açılan küçük bir kanaldan parçalanarak çıkarıldığını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Böbrek taşlarının her zaman ağrı yapmadığını belirten Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Suat Bolat, böbrekte sessizce büyüyen büyük taşların hastalarda şikayet oluşturmayabileceğini vurguladı. Prof. Dr. Bolat, böbrek taşlarının ağrı yapmadığı durumlarda bile düzenli üroloji kontrollerinin önemine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>Böbrekte Ağrısız Büyüyen Taşlar ve Tedavi Süreci</h2><p>Prof. Dr. Bolat, böbreğin içerisinde yerleşmiş ve kanalını tıkamamış taşların ağrı veya başka semptom vermeden büyüyebildiğini ifade etti. Örnek olarak, yumurta büyüklüğünde bir böbrek taşının hastada herhangi bir şikayete yol açmadığını belirtti. Bu nedenle taş düşüren hastaların kontrollerini aksatmaması gerektiğini söyledi.</p><h2>Geyik Boynuzu Şeklinde Dev Böbrek Taşı Ameliyatı</h2><p>Bir hastanın böbreğinde yaklaşık 5 santimetre uzunluğunda, 20-25 santimetreküplük çok büyük bir taş bulunduğunu aktaran Prof. Dr. Bolat, bu tür taşların tıpta 'geyik boynuzu' şeklinde adlandırıldığını açıkladı. Hastanın sırtından yaklaşık 1 santimetre çapında bir kanal açılarak böbreğin içindeki taşın küçük parçalara ayrılarak çıkarıldığını söyledi. Bu cerrahi müdahalenin böbreğe zarar vermeden gerçekleştirildiği belirtildi.</p><h2>Ağrı Kesici Kullanımının Böbrek Taşlarında Riskleri</h2><p>Prof. Dr. Bolat, böbrek ağrısı şikayeti olanların ağrı kesici kullanarak kendilerini tedavi etmelerinin yanlış olduğunu vurguladı. Ağrı kesicilerin böbrek süzgeç mekanizmalarında kalıcı hasara neden olabileceğini ve bu nedenle kullanımının mümkün olduğunca azaltılması gerektiğini ifade etti. Ayrıca taş hastalığında hayvansal protein tüketiminin etkili olduğunu ve ürik asit taşlarının sık görüldüğünü belirtti.</p><h2>Taş Hastalarında Beslenme ve Sıvı Tüketiminin Önemi</h2><p>Taş hastalığının nüks etme riskinin daha önce taş hastalığı geçirmemişlere göre yüzde 14 daha fazla olduğunu söyleyen Prof. Dr. Bolat, günlük su tüketiminin 1-1,5 litre arasında olmasının yeterli olduğunu dile getirdi. Fazla su içmenin üriner sistem enfeksiyonu riskini artırabileceğine dikkat çekti. Tuz tüketiminin ise taş oluşumunda önemli bir faktör olduğunu belirterek, tuzdan kısıtlı beslenmenin gerekliliğini vurguladı.</p><h2>Risk Gruplarında Sıvı Alımına Dikkat</h2><p>Prof. Dr. Bolat, diyabetik hastalar, daha önce taş hastalığı geçirmiş olanlar, çocuklar, sıcak havalarda çalışanlar, sporcular ve hipertansiyonu olan kişilerin sıvı alımına özen göstermesi gerektiğini ifade etti. Özellikle böbrek fonksiyonları kısıtlı olan hastaların susuz kalmalarının akut böbrek yetmezliğine yol açabileceğini söyledi. Bu nedenle risk grubundaki hastaların düzenli sıvı tüketimi önem taşıyor.</p><p>Bu bilgiler ışığında, böbrek taşlarının sessizce büyüyebileceği ve ağrı yapmayabileceği unutulmamalı, düzenli üroloji kontrolleri ihmal edilmemelidir. Gelişmeler takip edilmektedir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haber.tr/bobrekte-sessizce-buyuyen-dev-tas-sirtindan-acilan-kanaldan-basariyla-cikarildi</guid>
      <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 14:52:59 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habertr.teimg.com/crop/1280x720/haber-tr/uploads/2026/08/bobrekte-sessizce-buyuyen-dev-tas-sirtindan-acilan-kanaldan-basariyla-cikarildi.jpg" type="image/jpeg" length="34499"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yunanistan'da Batı Nil virüsü vakaları 110'a ulaştı, ölü sayısı 9 oldu]]></title>
      <link>https://www.haber.tr/yunanistanda-bati-nil-virusu-vakalari-110a-ulasti-olu-sayisi-9-oldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haber.tr/yunanistanda-bati-nil-virusu-vakalari-110a-ulasti-olu-sayisi-9-oldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Yunanistan'da Batı Nil virüsü vakalarında artış sürüyor. 5-12 Ağustos arasında 45 yeni vaka tespit edilirken, yıl başından beri vaka sayısı 110'a yükseldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yunanistan'da Batı Nil virüsü vakalarındaki artış devam ediyor. Ulusal Kamu Sağlığı Kurumu (EODY) verilerine göre, 5-12 Ağustos tarihleri arasında 45 yeni vaka kaydedildi ve toplam vaka sayısı 110'a ulaştı.</p><h2>Batı Nil virüsü vakalarındaki son durum</h2><p>Yunanistan'da yıl başından bu yana Batı Nil virüsü nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 9 olarak bildirildi. Virüsün en çok görüldüğü bölge ise başkent Atina ve çevresini kapsayan Attika bölgesi oldu.</p><h2>Attika bölgesinde artan vaka sayısı</h2><p>Attika bölgesi, Batı Nil virüsünün yoğun olarak görüldüğü alan olarak öne çıkıyor. Yetkililer, bölgedeki vaka artışına karşı vatandaşları dikkatli olmaları konusunda uyarıyor.</p><h2>Virüsün yayılma riski ve alınan önlemler</h2><p>Batı Nil virüsü, sivrisinekler aracılığıyla bulaşan bir enfeksiyon olarak biliniyor. Yunanistan'da yetkililer, virüsün yayılmasını önlemek için sivrisineklerle mücadele çalışmalarını artırdı. Halkın da koruyucu önlemler alması tavsiye ediliyor.</p><h2>Sağlık kurumlarının açıklamaları</h2><p>EODY, vaka sayılarındaki artışı yakından takip ettiklerini ve gerekli sağlık önlemlerini uyguladıklarını belirtti. Ayrıca, virüse karşı erken teşhis ve tedavinin önemine vurgu yapıldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Yunanistan'daki Batı Nil virüsü vakalarındaki bu gelişmeler, bölgedeki sağlık otoriteleri tarafından dikkatle izlenmeye devam ediyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haber.tr/yunanistanda-bati-nil-virusu-vakalari-110a-ulasti-olu-sayisi-9-oldu</guid>
      <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 13:42:26 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habertr.teimg.com/crop/1280x720/haber-tr/uploads/2026/08/yunanistanda-bati-nil-virusu-vakalari-110a-ulasti-olu-sayisi-9-oldu.jpg" type="image/jpeg" length="95821"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzun Süren Yorgunluk Vücudunuzdan Gelen Önemli Bir Uyarı Olabilir]]></title>
      <link>https://www.haber.tr/uzun-suren-yorgunluk-vucudunuzdan-gelen-onemli-bir-uyari-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haber.tr/uzun-suren-yorgunluk-vucudunuzdan-gelen-onemli-bir-uyari-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sürekli devam eden yorgunluk, sadece yoğun tempoya bağlı olmayabilir. Uzmanlar, uzun süren halsizliğin ciddi sağlık sorunlarının habercisi olabileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Günlük yaşamda sıkça karşılaşılan yorgunluk, bazen sadece yoğun çalışma temposu veya uykusuzlukla açıklanamayabilir. Medical Point Gaziantep Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Hüseyin Taşkıran, dinlenmeye rağmen geçmeyen yorgunluk ve halsizliğin altında yatan nedenlerin araştırılması gerektiğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>Yorgunluğun Olası Sağlık Nedenleri</h2><p>Dr. Taşkıran, uzun süren yorgunluğun vücudun önemli bir alarm sinyali olduğunu vurguladı. Kansızlık, tiroid hastalıkları, vitamin ve mineral eksiklikleri, diyabet, enfeksiyonlar, uyku bozuklukları ve bazı kronik hastalıkların bu şikâyete neden olabileceğini ifade etti. Özellikle günlük alışkanlıklarda bir değişiklik olmamasına rağmen devam eden yorgunlukların mutlaka tıbbi değerlendirmeye alınması gerektiğini söyledi.</p><h2>Erken Tanı ve Değerlendirmenin Önemi</h2><p>Sürekli yorgunluk şikâyetinin hem basit hem de ciddi sağlık sorunlarının belirtisi olabileceğini belirten Dr. Taşkıran, hastanın yaşı, yaşam tarzı, beslenme düzeni ve diğer belirtilerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini açıkladı. Kan testleri ve muayenelerle birçok hastalığın erken dönemde tespit edilebileceğini bildirdi.</p><h2>Sağlıklı Yaşam Alışkanlıkları ve Yorgunluk</h2><p>Enerji seviyesinin korunmasında düzenli uyku, dengeli beslenme, yeterli sıvı alımı ve uygun fiziksel aktivitenin önemli rol oynadığını belirten Dr. Taşkıran, bu önlemlere rağmen yorgunluğun devam etmesi durumunda mutlaka uzman görüşü alınması gerektiğini vurguladı.</p><h2>Hangi Durumlarda Hemen Sağlık Kuruluşuna Başvurulmalı?</h2><p>Dr. Taşkıran, açıklanamayan kilo kaybı, ateş, gece terlemesi, nefes darlığı, çarpıntı veya günlük aktiviteleri zorlaştıran yorgunluk gibi belirtilerin acilen sağlık kuruluşuna başvurmayı gerektirdiğini ifade etti. Düzenli sağlık kontrollerinin hastalıkların erken teşhisi ve yaşam kalitesinin korunması açısından kritik olduğunu sözlerine ekledi.</p><p>Uzun süren yorgunluk ve halsizlik şikâyetlerinin ihmal edilmemesi gerektiği uzmanlar tarafından sıkça hatırlatılmaktadır. Bu tür durumlarda erken tanı ve tedavi, olası ciddi sağlık sorunlarının önüne geçilmesinde hayati önem taşımaktadır. Gelişmeler takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haber.tr/uzun-suren-yorgunluk-vucudunuzdan-gelen-onemli-bir-uyari-olabilir</guid>
      <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 11:29:14 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habertr.teimg.com/crop/1280x720/haber-tr/uploads/2026/08/uzun-suren-yorgunluk-vucudunuzdan-gelen-onemli-bir-uyari-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="31220"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tayvan'da Kovid-19 Vaka ve Ölüm Sayıları Artıyor: Haftalık Rekor Kırıldı]]></title>
      <link>https://www.haber.tr/tayvanda-kovid-19-vaka-ve-olum-sayilari-artiyor-haftalik-rekor-kirildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haber.tr/tayvanda-kovid-19-vaka-ve-olum-sayilari-artiyor-haftalik-rekor-kirildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Tayvan'da 4-10 Ağustos haftasında Kovid-19 nedeniyle 14 kişi hayatını kaybetti. Haftalık vaka ve ölüm sayılarında en yüksek seviyeye ulaşıldı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Tayvan Hastalık Kontrol Merkezinden (CDC) yapılan açıklamaya göre, 4-10 Ağustos tarihleri arasında Kovid-19 nedeniyle 14 kişi yaşamını yitirdi. Bu sayı, mevcut Kovid-19 dalgasında kaydedilen en yüksek haftalık ölüm sayısı olarak kayda geçti.</p><h2>Tayvan'da Kovid-19 Vakalarındaki Artış</h2><p>Aynı dönemde ayakta tedavi ve acil servis başvurularının 24 bin 645'e yükseldiği belirtildi. Bu rakam, bir önceki haftaya göre yüzde 27,6 oranında artış gösterdi. Sağlık yetkilileri, vaka sayılarındaki yükselişi yakından takip ediyor.</p><h2>Ağır Komplikasyon ve Ölüm Vakaları</h2><p>2025 Ekim ayından bu yana 337 ağır komplikasyonlu Kovid-19 vakası tespit edildiği bildirildi. Bu vakaların 42'si ölümle sonuçlandı. Ağır vakaların yaklaşık yüzde 74'ü 65 yaş ve üzerindeki bireylerden oluşuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>Risk Grupları ve Aşı Durumu</h2><p>Açıklamada, ağır vakaların yüzde 84'ünde kronik hastalık gibi altta yatan sağlık sorunlarının bulunduğu ifade edildi. Ayrıca, bu vakaların yüzde 89'unun bu sezonun Kovid-19 aşısını yaptırmadığı kaydedildi. Bu durum, aşılamanın önemini bir kez daha ortaya koyuyor.</p><h2>Aşı Stoku ve Dağıtım Planları</h2><p>CDC depolarında yaklaşık 140 bin doz Kovid-19 aşısı bulunduğu ve 9 Eylül'de son kullanma tarihi dolacak 37 bin doz aşının soğuk hava depolarından çıkarılarak yerel yönetimlere dağıtılacağı açıklandı. Yetkililer, aşılama çalışmalarının hızlandırılması gerektiğine dikkat çekiyor.</p><p>Tayvan'daki Kovid-19 vaka ve ölüm sayılarındaki artış, sağlık sisteminin üzerindeki baskıyı artırırken, yetkililer önlemlerin sıkılaştırılması ve aşılamanın yaygınlaştırılması için çalışmalarını sürdürüyor. Gelişmeler yakından takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haber.tr/tayvanda-kovid-19-vaka-ve-olum-sayilari-artiyor-haftalik-rekor-kirildi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 17:17:06 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habertr.teimg.com/crop/1280x720/haber-tr/uploads/2026/08/tayvanda-kovid-19-vaka-ve-olum-sayilari-artiyor-haftalik-rekor-kirildi.jpg" type="image/jpeg" length="83483"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bursa'da pire istilası: Sağlıksız koşullarda tutulan hayvanlar kurtarıldı]]></title>
      <link>https://www.haber.tr/bursada-pire-istilasi-sagliksiz-kosullarda-tutulan-hayvanlar-kurtarildi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haber.tr/bursada-pire-istilasi-sagliksiz-kosullarda-tutulan-hayvanlar-kurtarildi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bursa Yıldırım'da kullanılmayan bir apartmanda sağlıksız şartlarda tutulan hayvanlardan yayılan pireler mahallede sorun yarattı. Belediye ekipleri hayvanları kurtarıp ilaçlama yaptı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bursa'nın Yıldırım ilçesi Anadolu Mahallesi'nde bulunan kullanılmayan üç katlı bir apartmanda sağlıksız koşullarda tutulan hayvanlardan kaynaklanan pire istilası mahalle sakinlerine zor anlar yaşattı. Mahallelinin şikayeti üzerine belediye ekipleri harekete geçti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>Mahallede pire istilası ve sağlık sorunları</h2><p>Yıldız Sokak'taki kullanılmayan apartmanda tutulan hayvanların çevreye yaydığı pireler nedeniyle bazı vatandaşların vücutlarında ısırık izleri ve kabarmalar oluştu. Bu durum üzerine sağlık kuruluşlarına başvuranlar oldu. Mahalle sakinlerinin şikayetleri doğrultusunda yetkililer binada inceleme başlattı.</p><h2>Sağlıksız koşullarda tutulan hayvanlar kurtarıldı</h2><p>Yapılan kontrollerde, binada 1 ölü köpek, 1 kedi, 1 köpek ve 15 tavuk bulunduğu tespit edildi. Hayvanların uygun olmayan şartlarda tutulduğu belirlendi. Binanın sahibiyle iletişime geçilemediği bildirildi.</p><h2>Belediye ekiplerinin müdahalesi</h2><p>Yıldırım Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri, acil müdahale gerektiren hayvanları kurtararak tedavi altına aldı. Ayrıca, apartman çevresinde pirelere karşı kapsamlı bir ilaçlama çalışması gerçekleştirildi.</p><h2>Olayın mahalle üzerindeki etkisi ve müdahale süreci</h2><p>Pire istilasının mahallede yarattığı rahatsızlık ve sağlık sorunları nedeniyle belediye ekiplerinin hızlı müdahalesi önemli bulundu. Hayvanların sağlıklı ortamlara alınması ve çevrenin ilaçlanmasıyla sorunun kontrol altına alınması hedefleniyor.</p><p>Gelişmeler takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haber.tr/bursada-pire-istilasi-sagliksiz-kosullarda-tutulan-hayvanlar-kurtarildi</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 12:20:40 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habertr.teimg.com/crop/1280x720/haber-tr/uploads/2026/08/bursada-pire-istilasi-sagliksiz-kosullarda-tutulan-hayvanlar-kurtarildi.jpg" type="image/jpeg" length="27236"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Aylarında Böbrek Sağlığı İçin Susamadan Su İçmek Hayati Önem Taşıyor]]></title>
      <link>https://www.haber.tr/yaz-aylarinda-bobrek-sagligi-icin-susamadan-su-icmek-hayati-onem-tasiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haber.tr/yaz-aylarinda-bobrek-sagligi-icin-susamadan-su-icmek-hayati-onem-tasiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Üroloji Uzmanı Op. Dr. Elmır Alıyev, yaz aylarında böbrek sağlığını korumak için susamadan su tüketilmesi ve aşırı tuzdan kaçınılması gerektiğini vurguladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan sıcaklıklar, vücudun sıvı ihtiyacını artırırken, yeterli su tüketilmemesi böbrek sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Üroloji Uzmanı Op. Dr. Elmır Alıyev, sıcak havalarda susama hissi beklenmeden su içilmesinin önemine dikkat çekti.</p><h2>Böbrek Sağlığında Sıvı Tüketiminin Rolü</h2><p>Op. Dr. Alıyev, yüksek sıcaklıklarda vücudun terleme yoluyla daha fazla sıvı kaybettiğini belirtti. Bu durumun idrar miktarını azaltarak, idrarın yoğunluğunu artırdığını ve minerallerin kristalleşerek böbrek taşı oluşumunu kolaylaştırabileceğini ifade etti. Özellikle daha önce böbrek taşı düşürenler veya ailesinde böbrek taşı öyküsü bulunanların yaz aylarında daha dikkatli olması gerektiği vurgulandı.</p><h2>Susama Hissi ve Su Tüketimi</h2><p>Toplumda sıkça yapılan hatalardan birinin yalnızca susadığında su içmek olduğunu belirten Alıyev, susama hissinin vücudun sıvı kaybı yaşamaya başladığını gösterdiğini söyledi. Bu nedenle sıcak havalarda gün boyunca düzenli aralıklarla su tüketilmesinin büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Ayrıca, çay, kahve ve şekerli içeceklerin suyun yerini tutmadığı, özellikle açık havada çalışan, spor yapan ve ileri yaş grubundaki bireylerin sıvı alımına daha fazla özen göstermesi gerektiği belirtildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>Aşırı Tuz Tüketimi ve Böbrek Sağlığı</h2><p>Beslenme alışkanlıklarının böbrek sağlığında önemli bir rol oynadığını ifade eden Op. Dr. Alıyev, işlenmiş gıdalar ve aşırı tuz tüketiminin böbrek taşı riskini artırdığını söyledi. Yaz aylarında taze sebze ve meyve ağırlıklı beslenmenin, yeterli sıvı alımının ve düzenli fiziksel aktivitenin böbrek sağlığının korunmasına katkı sağladığı vurgulandı.</p><h2>Böbrek Hastalıklarının Belirtileri ve Önemi</h2><p>Bel ve yan bölgede şiddetli ağrı, idrarda kan, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, bulanık ve kötü kokulu idrar, yüksek ateşle birlikte idrar yolu şikâyetleri, açıklanamayan halsizlik ve ödem gibi belirtilerin böbrek taşı, idrar yolu enfeksiyonu veya diğer ürolojik hastalıkların habercisi olabileceği belirtildi. Erken tanının tedavi başarısını artırdığı ifade edildi.</p><h2>Böbrek Sağlığını Korumak İçin Alınması Gereken Önlemler</h2><p>Op. Dr. Alıyev, sıcak havalarda yeterli su tüketmenin, aşırı tuzdan kaçınmanın, idrar yapmayı ertelememenin ve düzenli sağlık kontrollerinin böbrek sağlığını korumanın en etkili yolları olduğunu söyledi. Böbreklerin sessiz çalışan organlar olması nedeniyle belirtiler ortaya çıkmadan önce koruyucu önlemler alınmasının önemine dikkat çekti.</p><p>Yaz aylarında böbrek sağlığının korunması için sıvı alımına özen göstermek ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarını sürdürmek hayati önem taşıyor. Gelişmeler takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haber.tr/yaz-aylarinda-bobrek-sagligi-icin-susamadan-su-icmek-hayati-onem-tasiyor</guid>
      <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 10:09:01 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habertr.teimg.com/crop/1280x720/haber-tr/uploads/2026/08/yaz-aylarinda-bobrek-sagligi-icin-susamadan-su-icmek-hayati-onem-tasiyor.jpg" type="image/jpeg" length="30172"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlaçların Doğru Saklanması Hayati Önemde: Yanlış Muhafaza Zehirlenmeye Neden Olabilir]]></title>
      <link>https://www.haber.tr/ilaclarin-dogru-saklanmasi-hayati-onemde-yanlis-muhafaza-zehirlenmeye-neden-olabilir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haber.tr/ilaclarin-dogru-saklanmasi-hayati-onemde-yanlis-muhafaza-zehirlenmeye-neden-olabilir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eczacı Ayşe Ceren Çetinova, ilaçların prospektüsündeki saklama koşullarına uyulmasının önemini vurguladı. Yanlış saklama zehirlenme riskini artırabilir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir'de görev yapan eczacı Ayşe Ceren Çetinova, ilaçların preskriptifte belirtilen saklama koşullarına uygun şekilde muhafaza edilmesinin sağlık açısından kritik olduğunu belirtti. Yanlış saklama yöntemlerinin zehirlenme gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu.</p><h2>İlaçların Saklama Koşullarına Dikkat</h2><p>Çetinova, birçok ilacın ambalajında farklı saklama şartlarının yer aldığını ifade ederek, bazı ilaçların ev ortamında, bazıların ise buzdolabı gibi özel alanlarda korunması gerektiğini söyledi. İlaçların doğrudan güneş ışığı almayan, karanlık ve nemden uzak yerlerde saklanmasının önemine dikkat çekti.</p><h2>Buzdolabında Saklamanın Riskleri</h2><p>Eczacı, özellikle şurupların buzdolabında saklanmasının şekerlenme süresini artırarak ilacın etkinliğini olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Bu durumun tüketici açısından istenmeyen sonuçlar doğurabileceğini vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>Yanlış Saklama Sağlık Sorunlarına Yol Açabilir</h2><p>İlaçların uygun olmayan koşullarda muhafaza edilmesinin etken maddelerin yapısını bozabileceğini ifade eden Çetinova, bu durumun özellikle mide rahatsızlıkları ve yutma güçlüğü gibi sorunlara neden olabileceğini söyledi. Zehirlenme belirtileri görüldüğünde ilacın kullanılmaması gerektiğini de ekledi.</p><h2>Vatandaşlara Uyarılar</h2><p>Çetinova, ilaçların saklama koşullarına uyulmasının hem ilacın etkinliği hem de kullanıcı sağlığı açısından büyük önem taşıdığını belirtti. İlaçların bozulduğundan şüphelenildiğinde mutlaka sağlık profesyonellerine danışılması gerektiğini söyledi.</p><p>İlaçların doğru saklanması, tedavi sürecinin başarısı ve olası sağlık risklerinin önlenmesi açısından kritik bir faktör olarak öne çıkıyor. Gelişmeler takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haber.tr/ilaclarin-dogru-saklanmasi-hayati-onemde-yanlis-muhafaza-zehirlenmeye-neden-olabilir</guid>
      <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:02:49 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habertr.teimg.com/crop/1280x720/haber-tr/uploads/2026/08/ilaclarin-dogru-saklanmasi-hayati-onemde-yanlis-muhafaza-zehirlenmeye-neden-olabilir.jpg" type="image/jpeg" length="77856"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Osteoporoz ve Kırık Riski: İleri Yaşlarda Sağlık Tehlikesi]]></title>
      <link>https://www.haber.tr/osteoporoz-ve-kirik-riski-ileri-yaslarda-saglik-tehlikesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haber.tr/osteoporoz-ve-kirik-riski-ileri-yaslarda-saglik-tehlikesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İleri yaşlarda osteoporoz, kemik kırığı riskini artırıyor. Uzmanlar, hastalığın erken tanı ve tedavisinin önemine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ortopedi Uzmanı Op. Dr. Uğurcan Süner, osteoporozun yalnızca kemikleri değil, yaşam kalitesini ve süresini de etkileyen ciddi bir sağlık sorunu olduğunu belirtti. İleri yaşlarda osteoporoz nedeniyle kırık riskinin arttığına dikkat çeken Süner, özellikle kalça kırıklarının önemli sağlık problemlerine yol açtığını vurguladı.</p><h2>Osteoporozun Yaşam Kalitesi Üzerindeki Etkisi</h2><p>Op. Dr. Uğurcan Süner, osteoporozun kemik sağlığını olumsuz etkilediğini ve hastaların hareket kabiliyetini kısıtladığını ifade etti. Kadınlarda yaşam boyu osteoporotik kırık riskinin yaklaşık yüzde 50, erkeklerde ise yüzde 20 civarında olduğunu belirten Süner, kalça kırıklarının ileri yaşlarda yaşam kaybına neden olabileceğini söyledi.</p><h2>D Vitamini ve Kemik Sağlığı</h2><p>D vitamini eksikliğinin kemik ve kas sağlığını zayıflattığını, kas güçsüzlüğü ile düşme riskini artırdığını aktaran Süner, kırık nedeniyle hastaneye başvuranlarda D vitamini eksikliğinin sık görüldüğünü ifade etti. Özellikle yaşlı bireylerde D vitamini düzeylerinin düzenli olarak değerlendirilmesinin önemine dikkat çekti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>Osteoporoz Tedavisinde Doğru Yaklaşım</h2><p>Süner, toplumda yaygın olan D vitamini ve kalsiyum takviyesinin osteoporoz tedavisinde tek başına yeterli olduğu yanılgısına karşı uyardı. Hastanın yaşı, kemik yoğunluğu ve kırık geçmişi gibi faktörlerin dikkate alınarak kişiye özel tedavi planı hazırlanması gerektiğini belirtti.</p><h2>Kalça Kırığı Sonrası Tedavi Süreci</h2><p>Kalça kırığı geçiren hastalarda ameliyatın tedavinin sadece bir aşaması olduğunu söyleyen Süner, osteoporozun mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Ameliyat sonrası yeni kırık riskinin yüksek olduğunu belirten uzman, tedavi planlaması ve düzenli takibin önemini dile getirdi.</p><h2>Erken Tanı ve Önlemin Önemi</h2><p>Op. Dr. Uğurcan Süner, osteoporotik kırıklarda asıl amacın kırığın düzeltilmesinden öte hastanın yeniden kırık geçirmesini önlemek ve yaşam kalitesini korumak olduğunu ifade etti. Özellikle ileri yaşlarda hastalığın erken tanınması ve uygun tedavi uygulanmasının hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haber.tr/osteoporoz-ve-kirik-riski-ileri-yaslarda-saglik-tehlikesi</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 13:49:21 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habertr.teimg.com/crop/1280x720/haber-tr/uploads/2026/08/osteoporoz-ve-kirik-riski-ileri-yaslarda-saglik-tehlikesi.jpg" type="image/jpeg" length="41586"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sıcak Havanın Kalp Sağlığına Etkileri: Uzmanlar Uyarıyor]]></title>
      <link>https://www.haber.tr/sicak-havanin-kalp-sagligina-etkileri-uzmanlar-uyariyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haber.tr/sicak-havanin-kalp-sagligina-etkileri-uzmanlar-uyariyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Serkan Akdağ, aşırı sıcakların kalp krizi ve ritim bozukluklarında artışa yol açtığını belirterek, sıcak havalarda dikkat edilmesi gerekenleri açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye'nin bazı bölgelerinde mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklıkları, kalp sağlığını olumsuz etkiliyor. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Serkan Akdağ, sıcak hava dalgasının kalp krizi vakalarında artışa neden olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>Sıcak Hava ve Kalp Sağlığı Arasındaki Bağlantı</h2><p>Prof. Dr. Akdağ, Avrupa'da özellikle Fransa'nın Paris kentinde aşırı sıcaklar nedeniyle yüzden fazla kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatarak, Türkiye'de de son aylarda benzer şekilde ölüm vakalarında ciddi artış yaşandığını söyledi. Hava sıcaklığındaki ani yükselişlerin vücuttan sıvı ve mineral kaybına yol açtığını, bunun da elektrolit dengesini bozarak kalp ritim bozukluklarına ve kalp krizlerine zemin hazırladığını belirtti.</p><h2>Sıvı ve Elektrolit Dengesi Önemli</h2><p>Yaz aylarında özellikle idrar söktürücü ilaç kullanan kalp hastalarının sıvı ve elektrolit dengesine daha fazla dikkat etmesi gerektiğini ifade eden Akdağ, sodyum, potasyum, magnezyum, kalsiyum ve klor gibi minerallerin kaybının sık görüldüğünü aktardı. Terleme olmasa bile vücudun sıvı ve mineral kaybına uğradığını, bu nedenle susamasak bile düzenli su ve sıvı tüketiminin hayati önem taşıdığını vurguladı.</p><h2>Kalp Hastalarına Özel Uyarılar</h2><p>Prof. Dr. Akdağ, kalp damar hastalığı, kalp yetmezliği veya ritim bozukluğu olanların sıcak havalarda daha dikkatli olması gerektiğini söyledi. Saat 11.00 ile 16.00 arasında güneş ışığına maruz kalmaktan kaçınılması, uygun kıyafetlerin tercih edilmesi ve dışarı çıkılması gerekiyorsa şemsiye kullanılmasının önemine işaret etti. Ayrıca, sıvı tüketiminin günde 2,5-3,5 litre arasında olması gerektiğini belirtti.</p><h2>Ritim Bozuklukları ve Kalp Krizi Riskinde Artış</h2><p>Sıcak hava nedeniyle sıvı ve elektrolit dengesinin bozulmasının ritim bozukluklarını artırdığını söyleyen Akdağ, bu dönemde kalp krizi vakalarında da artış gözlendiğini dile getirdi. Kanın yoğunlaşmasının pıhtılaşma faktörlerini aktive ederek kalp krizine yatkınlığı artırdığını, kalbin daha fazla çalışmasının ise kalp yorgunluğuna neden olduğunu açıkladı.</p><h2>Güneş Çarpması ile Kalp Krizinin Ayrımı</h2><p>Prof. Dr. Akdağ, güneş çarpması ile kalp krizinin belirtilerinin karıştırılmaması gerektiğini belirtti. Güneş çarpmasında aşırı terleme, vücut kızarıklığı ve deri durumunda değişiklikler görülürken, kalp krizinde şiddetli göğüs ağrısı, sol kola ve omuza yayılan ağrı, nefes darlığı ve çarpıntı ataklarının öne çıktığını ifade etti.</p><p>Uzman, sıcak havalarda özellikle Diyarbakır gibi sıcaklıkların 45 dereceyi aştığı bölgelerde yaşayan herkesin kalp hastalığı olsun ya da olmasın sıvı ve elektrolit kaybına karşı dikkatli olması gerektiğini vurguladı. Bu dönemde uygun önlemler alınmasının kalp sağlığını korumada kritik rol oynadığı belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haber.tr/sicak-havanin-kalp-sagligina-etkileri-uzmanlar-uyariyor</guid>
      <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 13:42:51 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habertr.teimg.com/crop/1280x720/haber-tr/uploads/2026/08/sicak-havanin-kalp-sagligina-etkileri-uzmanlar-uyariyor.jpg" type="image/jpeg" length="32043"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Yaz Sıcaklarının Psikoloji Üzerindeki Etkileri ve Önemli Belirtiler]]></title>
      <link>https://www.haber.tr/yaz-sicaklarinin-psikoloji-uzerindeki-etkileri-ve-onemli-belirtiler</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haber.tr/yaz-sicaklarinin-psikoloji-uzerindeki-etkileri-ve-onemli-belirtiler" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Klinik Psikolog Dilara Boyraz Giriş, yaz sıcaklarının dikkat dağınıklığı, zihinsel yorgunluk ve uyku problemleri gibi ruh sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan sıcaklıklar sadece fiziksel sağlığı değil, ruh sağlığını da olumsuz etkileyebiliyor. Klinik Psikolog Dilara Boyraz Giriş, sıcak hava dalgalarının dikkat dağınıklığı, zihinsel yorgunluk, tahammül eşiğinde azalma ve uyku kalitesinde bozulma gibi sorunlara yol açabileceğini belirtti.</p><h2>Sıcaklık ve Ruh Sağlığı Arasındaki Bağlantı</h2><p>Giriş, son yıllarda yapılan bilimsel çalışmaların iklim değişikliği ve sıcaklık artışlarının ruh sağlığı üzerindeki etkilerine odaklandığını ifade etti. Aşırı sıcaklıkların insanların uyarılmışlık düzeyini artırdığını, bunun da dikkat dağınıklığı, kendini kontrol etmede zorluk ve olumsuz düşüncelerde artışa neden olduğunu söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Özellikle sıcak hava dalgalarında bireylerin kendilerini daha çabuk yorulmuş, odaklanmakta zorlanan ve günlük işlerini sürdürmekte güçlük çeken bir ruh halinde bulabildiklerini vurguladı.</p><h2>Sıcak Havalarda Görülen Psikolojik Değişiklikler</h2><p>Yaz sıcaklarının yol açtığı ruh hali değişikliklerinin kişisel zayıflık olarak görülmemesi gerektiğine dikkat çeken Giriş, bu durumun beynin ve bedenin sıcaklığa verdiği doğal fizyolojik yanıtın bir parçası olduğunu belirtti. Sıcak havalarda gerginlik, sabırsızlık ve isteksizlik gibi duyguların artabileceğini söyledi.</p><p>Bu nedenle hem kendimize hem de çevremize karşı daha anlayışlı olunmasının önemine işaret etti.</p><h2>Uyku Düzeni ve Sıvı Tüketiminin Önemi</h2><p>Giriş, yüksek sıcaklıkların uyku düzenini bozarak ruh sağlığını doğrudan etkileyebileceğini ifade etti. Gece yeterince dinlenememenin ertesi gün dikkat, hafıza ve duygu düzenleme becerilerini olumsuz etkilediğini belirtti.</p><p>Ayrıca yetersiz sıvı tüketiminin zihinsel performansı düşürdüğünü ve stresin artmasına sebep olduğunu sözlerine ekledi.</p><h2>Yaz Aylarında Ruh Sağlığını Korumak İçin Öneriler</h2><p>Klinik Psikolog Giriş, yaz sıcaklarının olumsuz etkilerini azaltmak için alınabilecek bazı önlemleri paylaştı. Yeterli su tüketimi, dengeli beslenme, serin ortamlarda bulunma, düzenli uyku ve günün en sıcak saatlerinde ağır fiziksel aktivitelerden kaçınmanın önemine vurgu yaptı.</p><p>Bunların yanı sıra nefes egzersizleri, meditasyon, serin saatlerde yapılan yürüyüşler ve sosyal ilişkilerin sürdürülmesinin stres yönetimine katkı sağladığını belirtti.</p><h2>İklim Değişikliği ve Psikolojik Dayanıklılık</h2><p>Giriş, iklim değişikliğiyle birlikte sıcak hava dalgalarının yaşamın bir parçası haline geldiğine dikkat çekti. Sıcaklığın sadece beden değil ruh sağlığını da etkilediğinin bilinmesinin, bu dönemi daha sağlıklı yönetmeye yardımcı olduğunu söyledi.</p><p>Kendini yorgun veya tahammülsüz hissetmenin sıcak havalarla bağlantılı olabileceğinin fark edilmesi ve gerekli önlemlerin alınmasının psikolojik dayanıklılığı ve yaşam kalitesini korumada önemli olduğunu ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haber.tr/yaz-sicaklarinin-psikoloji-uzerindeki-etkileri-ve-onemli-belirtiler</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 11:39:59 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habertr.teimg.com/crop/1280x720/haber-tr/uploads/2026/08/yaz-sicaklarinin-psikoloji-uzerindeki-etkileri-ve-onemli-belirtiler.jpg" type="image/jpeg" length="91683"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Karaciğer yağlanması hakkında doğru bilinen 10 yanlış ve hastalığın sessiz ilerleyişi]]></title>
      <link>https://www.haber.tr/karaciger-yaglanmasi-hakkinda-dogru-bilinen-10-yanlis-ve-hastaligin-sessiz-ilerleyisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haber.tr/karaciger-yaglanmasi-hakkinda-dogru-bilinen-10-yanlis-ve-hastaligin-sessiz-ilerleyisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Karaciğer yağlanması, belirti vermeden ilerleyerek ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Uzmanlar, erken tanı ve sağlıklı yaşamın önemine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Karaciğer yağlanması, genellikle belirti vermeden yıllarca ilerleyebilen ve fark edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına neden olabilen bir hastalık olarak öne çıkıyor. Obezite, tip 2 diyabet ve hareketsiz yaşam tarzının yaygınlaşmasıyla birlikte görülme sıklığı artan bu durum, karaciğer iltihabı, fibrozis ve siroz gibi ağır tablolara dönüşebiliyor.</p><h2>Karaciğer yağlanmasının metabolik etkileri</h2><p>Karaciğer yağlanması sadece karaciğeri etkilemekle kalmıyor, aynı zamanda kalp-damar hastalıkları, insülin direnci ve tip 2 diyabet gibi metabolik rahatsızlıklarla da yakından ilişkili bulunuyor. Hastalığın erken evrede belirti vermemesi, düzenli sağlık kontrollerinin önemini artırıyor.</p><h2>Toplumda yaygın olan 10 yanlış bilgi</h2><p>Memorial Antalya Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü'nden Prof. Dr. Bülent Yıldırım, karaciğer yağlanmasıyla ilgili toplumda sıkça karşılaşılan yanlış inanışları şöyle sıraladı:</p><ul><li>Alkol kullanmamak karaciğer yağlanmasını engeller: Aslında, karaciğer yağlanmasının en yaygın nedenleri arasında fazla kilo, şeker hastalığı ve hareketsiz yaşam yer alıyor.</li><li>Karaciğer yağlanması önemsiz bir hastalıktır: Bu hastalık, yıllar içinde karaciğer iltihabına ve siroza dönüşebilir.</li><li>Belirti yoksa karaciğer sağlıklıdır: Karaciğer yağlanması çoğu zaman belirti vermez, bu yüzden düzenli kontroller şarttır.</li><li>Normal karaciğer testleri yağlanmayı dışlar: Kan testleri normal olsa bile karaciğerde yağlanma veya ilerlemiş hastalık olabilir.</li><li>Sadece kilolu kişiler risk altındadır: Normal kilolu kişilerde de özellikle bel çevresi geniş olanlarda ve diyabet hastalarında risk bulunuyor.</li><li>Karaciğer yağlanmasının kesin bir ilacı vardır: En etkili tedavi sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve kilo kontrolüdür.</li><li>Bitkisel ürünler karaciğeri temizler: Bilimsel kanıtı olmayan bitkisel ürünler karaciğere zarar verebilir.</li><li>Sadece kilo vermek yeterlidir: Vücut ağırlığının yüzde 5-10'unun verilmesi karaciğer yağlanmasını azaltmada önemli rol oynar.</li><li>Karaciğer yağlanması sadece karaciğeri etkiler: Hastalık kalp krizi, felç, böbrek hastalığı ve tip 2 diyabet riskini artırır.</li><li>Karaciğer kendini yenileyemez: Erken tanı ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları ile karaciğer büyük ölçüde iyileşebilir.</li></ul><h2>Erken tanı ve yaşam tarzı değişikliklerinin önemi</h2><p>Prof. Dr. Yıldırım, karaciğerin hayati öneme sahip sessiz bir organ olduğunu vurgulayarak, hastalığın belirtilerinin ortaya çıkmasını beklemeden sağlıklı beslenme, hareketli yaşam ve düzenli sağlık kontrollerinin yapılmasının kritik olduğunu belirtti. Bu sayede karaciğer yağlanmasının ilerlemesi önlenebilir ve ciddi komplikasyonlar engellenebilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>Sonuç ve takip</h2><p>Karaciğer yağlanması, belirtileri gizli ilerleyen ve tedavi edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen bir hastalıktır. Erken tanı ve yaşam tarzı değişiklikleriyle hastalığın kontrol altına alınması mümkün. Bu nedenle düzenli sağlık kontrolleri ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları büyük önem taşıyor. Gelişmeler takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haber.tr/karaciger-yaglanmasi-hakkinda-dogru-bilinen-10-yanlis-ve-hastaligin-sessiz-ilerleyisi</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 09:41:50 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habertr.teimg.com/crop/1280x720/haber-tr/uploads/2026/08/karaciger-yaglanmasi-hakkinda-dogru-bilinen-10-yanlis-ve-hastaligin-sessiz-ilerleyisi.jpg" type="image/jpeg" length="17101"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[15 Yaşındaki Çocuğun Midesinden Çıkarılan Saç Yumruğu Rapunzel Sendromu Olarak Tanımlandı]]></title>
      <link>https://www.haber.tr/15-yasindaki-cocugun-midesinden-cikarilan-sac-yumrugu-rapunzel-sendromu-olarak-tanimlandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haber.tr/15-yasindaki-cocugun-midesinden-cikarilan-sac-yumrugu-rapunzel-sendromu-olarak-tanimlandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sancaktepe'de mide şikayetiyle hastaneye başvuran 15 yaşındaki çocuğun midesinden nadir görülen Rapunzel sendromuna bağlı devasa saç yumağı çıkarıldı. Hastanın sağlık durumu iyi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Sancaktepe Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne şiddetli mide şikayetleriyle başvuran 15 yaşındaki bir çocuğun midesinde büyük bir kitle tespit edildi. Yapılan tetkikler sonucunda midesini tamamen kaplayan bu kitlenin, ameliyatla çıkarılan devasa bir saç yumağı olduğu belirlendi.</p><h2>Rapunzel Sendromu Tanısı ve Operasyon Süreci</h2><p>Çocuk Cerrahisi Kliniği'nde gerçekleştirilen detaylı tetkiklerin ardından hastanın midesini kaplayan kitleye müdahale edilmesine karar verildi. Doç. Dr. Sefa Sağ liderliğindeki ekip tarafından yapılan operasyon başarılı geçti ve mideden çıkarılan kitle, tıpta trikobezoar olarak tanımlanan büyük bir saç yumağıydı.</p><p>Bu durumun nadir görülen Rapunzel sendromu kapsamında değerlendirildiği belirtildi. Operasyon sonrası hastanın genel sağlık durumunun iyi olduğu ve tedavisinin sorunsuz şekilde sürdüğü bildirildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>Uzmanlardan Erken Teşhis ve Psikiyatrik Destek Uyarısı</h2><p>Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Sefa Sağ, saç yeme alışkanlıklarının erken fark edilmemesi halinde hayati riskler oluşturabileceğine dikkat çekti. Midede biriken saç kitlelerinin sindirim sistemi tıkanıklığı ve organ hasarına yol açabileceğini vurgulayan Sağ, erken teşhisin önemini ve multidisipliner psikiyatrik desteğin gerekliliğini ifade etti.</p><p>Uzmanlar, çocuklarda alışkanlık değişikliklerine karşı ebeveynlerin dikkatli olması gerektiğini belirtti.</p><h2>Rapunzel Sendromu ve Trikobezoar Nedir?</h2><p>Rapunzel sendromu, saç yolma (trikotillomani) ve saç yeme (trikofaji) davranışlarının bir araya gelmesiyle ortaya çıkan nadir bir hastalık olarak tanımlanıyor. Sindirilemeyen saçlar midede birikerek trikobezoar adı verilen büyük kitlelere dönüşüyor ve bu durum ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p><p>Bu sendromun erken teşhisi, hastaların yaşam kalitesini korumak ve hayati riskleri azaltmak açısından kritik önem taşıyor.</p><h2>Olayın Önemi ve Sonrası</h2><p>15 yaşındaki hastanın midesinden çıkarılan saç yumağı, Rapunzel sendromunun nadir ve tehlikeli bir örneği olarak sağlık camiasında dikkat çekti. Başarılı operasyon ve takip süreci, erken müdahalenin önemini bir kez daha ortaya koydu.</p><p>Gelişmeler takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haber.tr/15-yasindaki-cocugun-midesinden-cikarilan-sac-yumrugu-rapunzel-sendromu-olarak-tanimlandi</guid>
      <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 08:35:08 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habertr.teimg.com/crop/1280x720/haber-tr/uploads/2026/08/15-yasindaki-cocugun-midesinden-cikarilan-sac-yumrugu-rapunzel-sendromu-olarak-tanimlandi.jpg" type="image/jpeg" length="97955"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alanya'da Tatil Sırasında Acil Servis Faturası 71 Bin TL'yi Buldu]]></title>
      <link>https://www.haber.tr/alanyada-tatil-sirasinda-acil-servis-faturasi-71-bin-tlyi-buldu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haber.tr/alanyada-tatil-sirasinda-acil-servis-faturasi-71-bin-tlyi-buldu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Alanya'da tatil yapan iki İsviçre vatandaşı genç kız, acil serviste aldıkları sağlık hizmeti için toplam 71 bin TL fatura ödeyince Sağlık Bakanlığı ve CİMER'e başvurdu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya'nın Alanya ilçesinde tatil yapan iki İsviçre vatandaşı genç kız, halsizlik ve güneş çarpması şikayetiyle başvurdukları özel hastanenin acil servisinde toplam 71 bin TL tutarında fatura ile karşılaştı. Ödedikleri ücretin yüksek olduğunu düşünen gençler, durumu Sağlık Bakanlığı ve CİMER'e taşıdı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>Hastanede Acil Servis Hizmeti ve Yüksek Fatura</h2><p>Fatma Dilek Kırkbunar ve arkadaşı Morena Marie Opprecht, 29 Temmuz gecesi saat 23.50 civarında halsizlik, bulantı ve güneş çarpması şikayetleriyle Başkent Üniversitesi Alanya Uygulama ve Araştırma Merkezi Acil Servisi'ne başvurdu. Her iki hastaya acil servis muayenesi, rutin kan tahlilleri, serum tedavisi ve ilaç uygulaması yapıldı. Aynı gece taburcu edilen gençler adına ayrı ayrı 646,72 euro olmak üzere toplamda 1.293 euro (yaklaşık 71 bin TL) tutarında fatura düzenlendi.</p><h2>Hasta İtirazları ve Hastane Açıklaması</h2><p>Fatura bedelinin yüksek olduğunu belirten Kırkbunar ve Opprecht, hastane yönetimine yazılı itirazda bulundu. Ancak hastane, ücretlendirmede Türk Tabipler Birliği'nin (TTB) Hekimlik Uygulama Veri (HUV) tabanı fiyat tarifesinin kullanıldığını açıkladı. Hastane açıklamasında, her sağlık hizmetinin zorluk derecesine göre bir birim ile değerlendirildiği, bu birimin TTB katsayısı ve %10 KDV ile çarpılarak ücretin belirlendiği ifade edildi.</p><h2>Hastanın Anlatımı ve Ücretlendirme Detayları</h2><p>Fatma Dilek Kırkbunar, acil serviste kayıt sırasında kişi başı 210 euro muayene ücreti talep edildiğini, kan alma işlemi sonrası ise 440 euro serum ücreti ödendiğini söyledi. Kırkbunar, İsviçre'deki sağlık hizmetleriyle karşılaştırıldığında bu ücretlerin çok yüksek olduğunu dile getirdi. Arkadaşıyla birlikte tatildeyken yaşadıkları bu durumun mağduriyet yarattığını belirterek, resmi mercilere başvurduklarını açıkladı.</p><h2>Türk Tabipler Birliği Fiyat Tarifesi ve Hizmet Kalitesi</h2><p>Hastane tarafından yapılan açıklamada, TTB HUV tarifesinde muayene saati, tatil günü uygulamaları ve hizmet kalitesine göre katsayı artışı yapılabileceği belirtildi. Yüksek teknoloji ekipman kullanımı, acil servis uzman hekim değerlendirmesi, tercümanlık ve birebir danışmanlık gibi ek hizmetlerin fiyatlandırmayı etkileyebileceği vurgulandı. Ayrıca, tarifede muayene gününün tatil olup olmamasına göre farklı birim ücretleri tanımlandığı kaydedildi.</p><h2>Olayın Önemi ve Sonrası</h2><p>Alanya'da tatil sırasında sağlık hizmeti alan yabancı uyruklu kişilerin karşılaştığı yüksek faturalar, sağlık hizmetlerinin fiyatlandırılması konusunda tartışmaları gündeme getirdi. Yaşanan olay sonrası ilgili kurumların değerlendirmeleri ve başvuruların sonuçları merakla bekleniyor. Gelişmeler takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haber.tr/alanyada-tatil-sirasinda-acil-servis-faturasi-71-bin-tlyi-buldu</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 09:33:40 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habertr.teimg.com/crop/1280x720/haber-tr/uploads/2026/08/alanyada-tatil-sirasinda-acil-servis-faturasi-71-bin-tlyi-buldu.jpg" type="image/jpeg" length="58516"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Deniz ve Havuz Sonrası Islak Mayo Kullanımı Enfeksiyon Riskini Artırıyor]]></title>
      <link>https://www.haber.tr/deniz-ve-havuz-sonrasi-islak-mayo-kullanimi-enfeksiyon-riskini-artiriyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haber.tr/deniz-ve-havuz-sonrasi-islak-mayo-kullanimi-enfeksiyon-riskini-artiriyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Uzmanlar, deniz ve havuz sonrası ıslak mayo ile uzun süre oturmanın idrar yolu ve mantar enfeksiyonlarına yol açabileceğine dikkat çekiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında deniz ve havuz kullanımı arttıkça, ıslak mayo ile uzun süre kalmanın sağlık açısından risk oluşturduğu uyarısı yapıldı. Uzmanlar, bu alışkanlığın özellikle idrar yolu enfeksiyonları ve mantar enfeksiyonları gibi rahatsızlıklara zemin hazırlayabileceğini belirtiyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>Islak Mayo Kullanımının Enfeksiyonlara Etkisi</h2><p>Prof. Dr. Müzeyyen Uyanık, yaz aylarında en sık yapılan hatalardan birinin havuz veya denizden çıktıktan sonra ıslak mayonun değiştirilmemesi olduğunu vurguladı. Hemen kuru ve yedek mayo kullanmanın vajinal enfeksiyonların önlenmesinde önemli olduğunu ifade etti.</p><h2>Vajinal Enfeksiyonların Belirtileri ve Önemi</h2><p>Vajinal enfeksiyonlar genellikle akıntı, kaşıntı, kötü koku, yanma ve cinsel ilişki sırasında ağrı gibi şikayetlerle kendini gösteriyor. Prof. Dr. Uyanık, bu tür rahatsızlıkların önlenebilir olduğunu ve uzman önerilerine dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.</p><h2>Hijyen ve Giysi Seçimi Önerileri</h2><p>Vajinal temizlikte önden arkaya doğru hareket edilmesi gerektiğine işaret eden uzman, genital bölgenin yazın nemli kalmasının enfeksiyon riskini artırdığını belirtti. Günlük iç çamaşırının sık değiştirilmesi, pamuklu ve hava alan kumaşların tercih edilmesi önerildi. Ayrıca parfümlü ürünlerin ciltte tahrişe yol açabileceği için kullanılmaması gerektiği belirtildi.</p><h2>Genital Bölge Tüy Bakımı ve Günlük Ped Kullanımı</h2><p>Genital bölge tüylerinden hızlıca kurtulmak için jilet kullanımının iltihap ve apse riskini artırdığına dikkat çeken Prof. Dr. Uyanık, ağda ve lazer epilasyonun daha sağlıklı seçenekler olduğunu söyledi. Günlük ped kullanımının ise sık değişim yapılmadığında vajinal enfeksiyon riskini yükselttiği ifade edildi.</p><h2>Diğer Koruyucu Önlemler</h2><p>Islak mayonun hemen değiştirilmesi, pamuklu giysilerin tercih edilmesi ve dar kıyafetlerden kaçınılması enfeksiyon riskini azaltıyor. Ayrıca vajinal pH dengesini korumak için vajinal duştan kaçınılması ve uygun vajinal dezenfektanların kullanılması öneriliyor. Adet döneminde ped değişim sayısının artırılması ve cinsel ilişkide kondom kullanımı da enfeksiyonlardan korunmada önemli rol oynuyor.</p><p>Uzmanların uyarıları, yaz aylarında deniz ve havuz keyfi sonrası basit hijyen kurallarına dikkat edilmesinin enfeksiyon riskini önemli ölçüde azaltabileceğini gösteriyor. Gelişmeler takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haber.tr/deniz-ve-havuz-sonrasi-islak-mayo-kullanimi-enfeksiyon-riskini-artiriyor</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 09:06:19 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habertr.teimg.com/crop/1280x720/haber-tr/uploads/2026/08/deniz-ve-havuz-sonrasi-islak-mayo-kullanimi-enfeksiyon-riskini-artiriyor.jpg" type="image/jpeg" length="45946"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Botoks uygulamalarında dikkat edilmesi gereken kritik sağlık uyarıları]]></title>
      <link>https://www.haber.tr/botoks-uygulamalarinda-dikkat-edilmesi-gereken-kritik-saglik-uyarilari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haber.tr/botoks-uygulamalarinda-dikkat-edilmesi-gereken-kritik-saglik-uyarilari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dermatoloji Uzmanı Dr. Yusuf Kelleci, botoksun doğru koşullarda ve uzman hekimlerce uygulandığında güvenli olduğunu belirterek, kayıt dışı ürünlere karşı uyarılarda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Botoks uygulamalarında ortaya çıkan sağlık sorunları, estetik işlemlerin güvenliği konusunda önemli soru işaretlerini gündeme taşıdı. Medicana Çamlıca Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Yusuf Kelleci, bu tür vakaların botoksun tamamıyla riskli olduğu anlamına gelmediğini, esas belirleyici faktörün işlemin kim tarafından, hangi koşullarda ve hangi ürünle yapıldığı olduğunu vurguladı.</p><h2>Botoksun güvenilirliği ve doğru uygulama şartları</h2><p>Dr. Kelleci, botoksun dünya genelinde milyonlarca kişiye uygulanmakta olan ve etkinliği bilimsel çalışmalarla kanıtlanmış bir yöntem olduğunu ifade etti. Olumsuz örneklerin tüm uygulamaya yönelik bir güvensizlik yaratmaması gerektiğini belirten uzman, botoksun uygun endikasyonlarda, doğru dozda ve deneyimli uzman hekimlerce yapıldığında son derece güvenli olduğunu söyledi.</p><p>Gündeme gelen olumsuz vakaların çoğunlukla standart dışı uygulamalardan, kaynağı belirsiz ürünlerden veya yetkisiz kişiler tarafından gerçekleştirilen işlemlerden kaynaklandığını aktaran Dr. Kelleci, işlem yaptıracak kişilerin merkez ve uygulayıcı seçiminde titiz davranmasının önemine dikkat çekti.</p><h2>Botoksun estetik ve tıbbi kullanım alanları</h2><p>Toplumda botoksun genellikle kırışıklık giderme amacıyla estetik bir işlem olarak bilindiğini belirten Dr. Kelleci, botulinum toksininin dermatoloji ve diğer tıp alanlarında uzun yıllardır tedavi amaçlı kullanıldığını söyledi. Botoksun yalnızca alın çizgileri veya kaz ayağı kırışıklıklarını azaltmak için değil, kronik migren, aşırı terleme (hiperhidroz), diş sıkma ve çene kaslarının aşırı çalışması gibi sağlık sorunlarında da etkili olduğunu ifade etti.</p><p>Bu nedenle botoksun, doğru endikasyonlarda uygulandığında estetikten çok daha geniş kapsamlı tıbbi bir tedavi yöntemi olduğunu vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>Botoks ve botulizm arasındaki fark</h2><p>Botoks ile botulizm kavramlarının zaman zaman karıştırıldığını belirten Dr. Kelleci, botulizmin Clostridium botulinum bakterisinin ürettiği toksine bağlı ciddi bir zehirlenme olduğunu söyledi. Tıbbi botoks uygulamalarında ise bu toksinin yüksek saflıkta, standartlaştırılmış ve çok düşük dozlarda kontrollü şekilde kullanıldığını açıkladı.</p><p>Sorunun bilimsel standartların dışına çıkıldığında veya uygun olmayan ürünlerle işlem yapıldığında ortaya çıkabileceğini belirtti.</p><h2>Uzman hekimlerin önemi ve kayıt dışı ürün uyarısı</h2><p>Botoks uygulamalarının mutlaka anatomi bilgisine sahip, eğitimli ve deneyimli uzman hekimler tarafından yapılması gerektiğini ifade eden Dr. Kelleci, yüz bölgesinin damar, sinir ve kas yapısının hassas olduğunu söyledi. Yanlış noktaya yapılan enjeksiyonların istenmeyen estetik sonuçların yanı sıra sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti.</p><p>Uygulamayı yapacak kişinin uzmanlığının, işlemin güvenliği açısından en önemli kriterlerden biri olduğunu vurguladı. Ayrıca botoks yaptırmayı düşünen kişilerin işlem öncesinde kullanılacak ürün hakkında bilgi istemekten çekinmemesi gerektiğini söyledi.</p><p>Dr. Kelleci, kayıt dışı ürünlerin ciddi risk oluşturabileceğine dikkat çekerek, ürünün orijinal, uygun koşullarda saklanmış ve Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılmış olması gerektiğini belirtti. Kaynağı belirsiz ürünlerle yapılan uygulamaların hem beklenen etkinin görülmemesine hem de ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu.</p><p>Botoks uygulamalarında güvenlik ve etkinlik için uzman hekim seçimi ve ürün kalitesi kritik önem taşıyor. Gelişmeler takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haber.tr/botoks-uygulamalarinda-dikkat-edilmesi-gereken-kritik-saglik-uyarilari</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 15:31:05 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habertr.teimg.com/crop/1280x720/haber-tr/uploads/2026/08/botoks-uygulamalarinda-dikkat-edilmesi-gereken-kritik-saglik-uyarilari.jpg" type="image/jpeg" length="68467"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kilo Kontrolünde Yemek Sesi ve Elle Beslenmenin Önemi]]></title>
      <link>https://www.haber.tr/kilo-kontrolunde-yemek-sesi-ve-elle-beslenmenin-onemi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haber.tr/kilo-kontrolunde-yemek-sesi-ve-elle-beslenmenin-onemi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Beslenme Uzmanı Ayşegül Akkaya Erdem, yemek yerken çıkan seslerin ve yiyeceğe elle dokunmanın doyma hissini artırarak kilo kontrolüne destek olduğunu açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erdem, kilo vermek isteyenler için yemek yerken çıkan seslerin duyulmasının ve yiyeceklere elle dokunmanın, tokluk hissini hızlandırarak kilo kontrolüne katkı sağladığını belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>Yemek Yerken Duyulan Seslerin Rolü</h2><p>Sağlıklı beslenme ve porsiyon kontrolünün yanı sıra, beslenme psikolojisi alanındaki gelişmeler kilo yönetiminde önemli bir yer tutuyor. Uzmanlar, yemek sırasında besinin çıkardığı çıtırtı gibi seslerin duyulmasının, doyma hissini artırdığını vurguluyor. Ekran karşısında yemek yemenin ise obezite riskini yükselttiğine dikkat çekiliyor.</p><h2>Beslenme Psikolojisinde Ses ve Dokunmanın Etkisi</h2><p>Ayşegül Akkaya Erdem, yemeğin sadece içeriğinin değil, tüketim şeklinin de kilo kontrolünde kritik olduğunu ifade etti. Ekranlara odaklanarak yemek yemenin, besinin sesinin duyulmamasına yol açtığını ve bunun da beyne ulaşan tatmin sinyalini engellediğini söyledi. Bu durumun tokluk hissinin gecikmesine ve gereğinden fazla yemek yenmesine neden olduğunu belirtti.</p><h2>Doğal Seslerin Tazelik ve Sağlıklılık Algısı</h2><p>Uzman, doğadaki kıtır ve çıtır seslerin insan psikolojisinde tazelik ve sağlıklılık algısını tetiklediğini aktardı. Havuç veya salatalık gibi çiğ sebzelerin ısırılmasıyla ortaya çıkan seslerin doyma hissini artırdığını, bu nedenle sofralarda çiğ sebze ve meyvelere yer verilmesinin önem kazandığını söyledi.</p><h2>Elle Yemek Yemeğin Tatmin Duygusuna Katkısı</h2><p>Elle yemek yemenin doyma hissini artırdığına değinen Erdem, elle tüketilen besinlerin tatmin duygusunu yükselttiğini belirtti. Örnek olarak, elle yenilen tavuk budunun, çatalla yenilene kıyasla daha fazla tokluk hissi oluşturduğunu ifade etti. Bu durumun psikolojik çalışmalarda da desteklendiği bildirildi.</p><h2>Kilo Kontrolünde Çiğneme ve Duyusal Doygunluk</h2><p>Uzman Diyetisyen, porsiyonların posalı besinlerle doldurulmasının yanı sıra, görsel ve işitsel doygunluğun da kilo yönetiminde önemli olduğunu söyledi. Danışanlarına yemekleri bol bol çiğnemeleri tavsiyesinde bulunan Erdem, ağızda yemeğin daha uzun süre tutulmasının daha az yenmesini sağladığını ve kilo kontrolüne yardımcı olduğunu belirtti.</p><p>Bu yaklaşımlar, sağlıklı kilo yönetiminde sadece ne yediğimiz değil, yemeğin nasıl tüketildiğinin de etkili olduğunu ortaya koyuyor. Gelişmeler takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haber.tr/kilo-kontrolunde-yemek-sesi-ve-elle-beslenmenin-onemi</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 16:38:56 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habertr.teimg.com/crop/1280x720/haber-tr/uploads/2026/08/kilo-kontrolunde-yemek-sesi-ve-elle-beslenmenin-onemi.jpg" type="image/jpeg" length="66928"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Eskişehir'de Hastaneden Erken Ayrılan Genç Beyin Kanaması Geçirdi]]></title>
      <link>https://www.haber.tr/eskisehirde-hastaneden-erken-ayrilan-genc-beyin-kanamasi-gecirdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.haber.tr/eskisehirde-hastaneden-erken-ayrilan-genc-beyin-kanamasi-gecirdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eskişehir'de tetkik sonuçlarını beklemeden hastaneden ayrılan genç, beyin kanaması geçirdi. Hafızasını kaybeden genç yeniden tedavi altına alındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Eskişehir'in Odunpazarı ilçesinde, hastaneden tetkik sonuçlarını beklemeden ayrılan genç, beyin kanaması geçirdi. Hafızasını kaybeden genç, evinde bulunarak yeniden tedavi altına alındı.</p><h2>Olayın Detayları</h2><p>İstiklal Mahallesi Porsuk Bulvarı'nda dün gece yürürken dengesini kaybedip düşen S.Ş. adlı genç, başına aldığı darbe nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Yapılan tetkiklerin sonuçları henüz çıkmadan hastaneden ayrılan genç, kimseye haber vermeden evine döndü.</p><h2>Beyin Kanaması Teşhisi ve Müdahale</h2><p>Kısa süre sonra tetkik sonuçları açıklandı ve gençte beyin kanaması olduğu tespit edildi. Hastanede bulunamayan S.Ş. için sağlık görevlileri durumu polise bildirdi. Polis ekipleri, genç evinde hafızasını kaybetmiş halde buldu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><h2>Yeniden Hastaneye Sevk ve Tedavi Süreci</h2><p>Evde hafıza kaybı yaşayan genç, acilen hastaneye geri götürülerek tedavi altına alındı. Sağlık durumunun iyi olduğu belirtilen S.Ş.'nin tedavisi sürüyor.</p><h2>Olayın Önemi ve Gelişmeler</h2><p>Erken hastaneden ayrılmanın ciddi sonuçlara yol açtığı bu olay, sağlık kurumlarının tetkik sonuçlarının beklenmesinin önemini bir kez daha ortaya koydu. Gelişmeler yakından takip ediliyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>RSS</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.haber.tr/eskisehirde-hastaneden-erken-ayrilan-genc-beyin-kanamasi-gecirdi</guid>
      <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 13:46:45 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habertr.teimg.com/crop/1280x720/haber-tr/uploads/2026/08/eskisehirde-hastaneden-erken-ayrilan-genc-beyin-kanamasi-gecirdi.jpg" type="image/jpeg" length="37559"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
